2 Aralık 2011 Cuma
Thabo Sefolosha
Eksikliği fazlasıyla hissedilecektir şüphesiz onunla birlikte çok daha iyi bir takımdık ama yokluğunda sorumlulukları ve dakikaları artacak olan Bogdanoviç ve Emir'den de bugüne kadar gösterdikleri performansdan daha fazla verim alacağımıza da olan inancım da tam.
Hoşcakal Sefo, hep güzel hatırlanacaksın.
Fenerbahçe ülker : 86 Olympiakos:70
Baştan sona, a'dan z'ye çok güzel bir geceydi Sinan Erdem'de.
Öncelikle şu bir gerçek ki soruşturmaya çok fazla takılan Fenerbahçe taraftarı geçtiğimiz senelere göre hele ki geçen sene Euroleague'de seyirci rekorunu elinden bulunduran bir taraftara göre bu sene amatör branşlara çok fazla ilgi göstermiyordu , bunda kaybolan heycan'ın etkisi tartışılmaz neyse ki bu hafta oynanan 3 süper maçla beraber(Galatasaray kadın basketbol,Olympiakos ve Dresdner kadın bvoleybol) maçları Fenerbahçe seyircisi salonlara geri döndü(14500 kişi) ve alınan 3 önemli galibiyetlede etkisini hemen gösterdi.
Maça dönersek bugüne kadar açık ara takıma büyük zarar veren guard ikilimiz Ukiç ve Jerrells'ın skorer ve etkili oynuyla maçı aldık göürdük tabi ki başta Ömer olmak üzere yaptığımız etkili savunmayla Euroleague'in sayı krallığında başa giden 21 sayı ortalamayla oynayan Spanoulis'i 7 sayıda tutmamız da önemli bir etken oldu Olympiakos'u İstanbul'da ilk kez devirmemizde.
Maçtan önce gelen Papadopoulos'un oynamayacağı haberiyle pota altında ezici bir üstünlük kurucağımız barizken Vidmar'ın yaşadığı faul problemi, Kaya'dan ve Oğuzdan alınamayan verim ve Ivkoviç'İn yaptığı 4 kısa + 1 PF tarcihine Spanoulis üzerine yoğunlaşan savunmada eklenince Hines'la içerden yenilen kolay basketlerle maçın sonuna kadar maçın içinde kalmayı başardılar ama aradaki kalite farkı çok barizdi ve bu sefer seyircvinin desteğiyle Yunanistan'da yaptığımız hataları yapmadık ve 14 sayı farkla 7.hafta sonunda grup birincliğini aldık.
Son not: ivkoviç'in takımlarını yenmek her zaman zevkli oluyor ne yalan söyliyim keşke Teodosiç'de olsaydı ne diyim :)
Öncelikle şu bir gerçek ki soruşturmaya çok fazla takılan Fenerbahçe taraftarı geçtiğimiz senelere göre hele ki geçen sene Euroleague'de seyirci rekorunu elinden bulunduran bir taraftara göre bu sene amatör branşlara çok fazla ilgi göstermiyordu , bunda kaybolan heycan'ın etkisi tartışılmaz neyse ki bu hafta oynanan 3 süper maçla beraber(Galatasaray kadın basketbol,Olympiakos ve Dresdner kadın bvoleybol) maçları Fenerbahçe seyircisi salonlara geri döndü(14500 kişi) ve alınan 3 önemli galibiyetlede etkisini hemen gösterdi.
Maça dönersek bugüne kadar açık ara takıma büyük zarar veren guard ikilimiz Ukiç ve Jerrells'ın skorer ve etkili oynuyla maçı aldık göürdük tabi ki başta Ömer olmak üzere yaptığımız etkili savunmayla Euroleague'in sayı krallığında başa giden 21 sayı ortalamayla oynayan Spanoulis'i 7 sayıda tutmamız da önemli bir etken oldu Olympiakos'u İstanbul'da ilk kez devirmemizde.
Maçtan önce gelen Papadopoulos'un oynamayacağı haberiyle pota altında ezici bir üstünlük kurucağımız barizken Vidmar'ın yaşadığı faul problemi, Kaya'dan ve Oğuzdan alınamayan verim ve Ivkoviç'İn yaptığı 4 kısa + 1 PF tarcihine Spanoulis üzerine yoğunlaşan savunmada eklenince Hines'la içerden yenilen kolay basketlerle maçın sonuna kadar maçın içinde kalmayı başardılar ama aradaki kalite farkı çok barizdi ve bu sefer seyircvinin desteğiyle Yunanistan'da yaptığımız hataları yapmadık ve 14 sayı farkla 7.hafta sonunda grup birincliğini aldık.
Son not: ivkoviç'in takımlarını yenmek her zaman zevkli oluyor ne yalan söyliyim keşke Teodosiç'de olsaydı ne diyim :)
30 Kasım 2011 Çarşamba
Masal Zamanı
Saat 18'de olacağı söylenen basın toplantısı 1 saat geçde olsa başladı ama keşke başlamasaydı da ben adında Türkiye kelimesi bulunan bir kurumun bu kadar aciz bir duruma düştüğünü görmeseydim.
Başta M.A.Aydınlar olmak üzere L.Arıboğandaki gerginlik her hallerinden belliydi. Ellerinde oynadıkları su şişeleri konuşurken verdikleri esler gazetecilerin sorduğu soruları geçiştirme çabaları son derece gergin olduklarını gösterdi.
Çok değil 3 ay önce "Adalet'in simgesi" , Büyük kurtarıcı olarak anılan Pierre Cournu'yu bugün suçlu ilan etmek ve kamuoyuna buna ikna etmek durumundaydılar ve her zaman ki gibi beceremediler.
29 Kasım'da yaptıkları basın toplantısında Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı'nın 18 Temmuz'da Nyon'da ki yemek hariç görüşülmedi derken bugün hep beraber yemek yedikleri ama bir bilgi verilmediği söyleniyor.
24 Ağustos'da UEFA'nın isteğiyle Fenerbahçe'yi göndermedik derken bugün bu kararı kendi başlarına oy birliğiyle aldıklarını söylüyor.
http://www.youtube.com/watch?v=wMs8FuYx5mE&feature=related
Etik kurulu raporlarının basına yansıyanlarla uzaktan yakından alakası olmadığını bugün açıklama gereği duyuyor.Aylarca Fenerbahçe düşürülecek diye yazılıp çizilirken futbolcuların, taraftarın manevi değerleriyle oynanırken değilde aylar sonra laf arasında yalanlanıyor bu haberler.
Uzun lafın kısası bir dediği bir dediğini tutmayan,gazetecilerin sorduğu sorulara "ama bunları neden onlarada sormuyosunuz eheheh" şeklinde yanıtlayan, yeri geldiğinde ROK'u cep telefonundan arayarak bağlandığı programda bahsedilen bir iddia için " o program çok geç yayınlanyor bik bik bik" diyen 10 gün önce gerçekleşen bir hadise için neden basını ya da Fenerbahçe'yi bilgilendirmediniz diye gelen bir soruya "tam açıklayacaktık basın toplantısı oldu" diyen ama neden " 10 gün beklediğini açıklayamayan bir TFF başkanı var maalesef.
Son yaşananlar gösterdi ki UEFA 10 gün önce TFF'Yi Fenerbahçe'nin kucağına attı, TFF'de buna karşı UEFA'yı yalancılıkla suçladı.M.A.A.'nın gider ayak yaptığı CAS davası bizi ilgilendirmez bize bir yaptırımı olmaz bizi bağlayan kendi kurumumuz olan tahkim kurulunun verdiği karardır o da sonuçlandı diyerek tazminat konusunda ilginç bir yere dokundu.İstediğimiz 45 Milyon Euro tazminat ortada ve daha düne kadar can ciğer kuzu sarması olan bu 2 kurum bugün birbilerini yalancılıkla itham ediyorken ortalık feci şekilde entirika kokuyor yeniden.
Unutulmaması gereken önemli bir noktada UEFA ile 16 Ağustos'dan itibaren gerçekleşen yazışmaları devlet sırrı edasıyla yine yeni yeniden geçiştirdiler ve açıklanmadı.
Başta M.A.Aydınlar olmak üzere L.Arıboğandaki gerginlik her hallerinden belliydi. Ellerinde oynadıkları su şişeleri konuşurken verdikleri esler gazetecilerin sorduğu soruları geçiştirme çabaları son derece gergin olduklarını gösterdi.
Çok değil 3 ay önce "Adalet'in simgesi" , Büyük kurtarıcı olarak anılan Pierre Cournu'yu bugün suçlu ilan etmek ve kamuoyuna buna ikna etmek durumundaydılar ve her zaman ki gibi beceremediler.
29 Kasım'da yaptıkları basın toplantısında Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı'nın 18 Temmuz'da Nyon'da ki yemek hariç görüşülmedi derken bugün hep beraber yemek yedikleri ama bir bilgi verilmediği söyleniyor.
24 Ağustos'da UEFA'nın isteğiyle Fenerbahçe'yi göndermedik derken bugün bu kararı kendi başlarına oy birliğiyle aldıklarını söylüyor.
http://www.youtube.com/watch?v=wMs8FuYx5mE&feature=related
Etik kurulu raporlarının basına yansıyanlarla uzaktan yakından alakası olmadığını bugün açıklama gereği duyuyor.Aylarca Fenerbahçe düşürülecek diye yazılıp çizilirken futbolcuların, taraftarın manevi değerleriyle oynanırken değilde aylar sonra laf arasında yalanlanıyor bu haberler.
Uzun lafın kısası bir dediği bir dediğini tutmayan,gazetecilerin sorduğu sorulara "ama bunları neden onlarada sormuyosunuz eheheh" şeklinde yanıtlayan, yeri geldiğinde ROK'u cep telefonundan arayarak bağlandığı programda bahsedilen bir iddia için " o program çok geç yayınlanyor bik bik bik" diyen 10 gün önce gerçekleşen bir hadise için neden basını ya da Fenerbahçe'yi bilgilendirmediniz diye gelen bir soruya "tam açıklayacaktık basın toplantısı oldu" diyen ama neden " 10 gün beklediğini açıklayamayan bir TFF başkanı var maalesef.
Son yaşananlar gösterdi ki UEFA 10 gün önce TFF'Yi Fenerbahçe'nin kucağına attı, TFF'de buna karşı UEFA'yı yalancılıkla suçladı.M.A.A.'nın gider ayak yaptığı CAS davası bizi ilgilendirmez bize bir yaptırımı olmaz bizi bağlayan kendi kurumumuz olan tahkim kurulunun verdiği karardır o da sonuçlandı diyerek tazminat konusunda ilginç bir yere dokundu.İstediğimiz 45 Milyon Euro tazminat ortada ve daha düne kadar can ciğer kuzu sarması olan bu 2 kurum bugün birbilerini yalancılıkla itham ediyorken ortalık feci şekilde entirika kokuyor yeniden.
Unutulmaması gereken önemli bir noktada UEFA ile 16 Ağustos'dan itibaren gerçekleşen yazışmaları devlet sırrı edasıyla yine yeni yeniden geçiştirdiler ve açıklanmadı.
29 Kasım 2011 Salı
İlhan Cavcav'ın Adaleti
Kendimi bildim bileli bu iş böyledir aslında Ankara, Bursa, İzmir, Kayseri ya da haritada seçiceğiniz rastgele bir yer.
Fenerbahçe taraftarı şüphesiz ki takımına en çok sahip çıkan topluluk En çok kombineyi alan, Fenerium'lardan çıkmayan, statları,salonları boş bırakmayan bir taraftar bu kendimi bildim bileli böyle ama bazılarının da Fenerbahçe taraftarını yoluncak kaz gibi görmesi artık can sıkmaya başladı.
İşte 6 Kasım 2011'de oynanan Gençlerbirliği-Beşiktaş Maçı Bilet Fiyatları;
gençlerbirliği kapalı - 67.00 tl
beşiktaş kapalı - 67.00 tl
gençlerbirliği maraton - 56.00 tl
gençlerbirliği kalearkası - 45.00 tl
beşiktaş kalearkası - 45.00 tl
İşte 3 Aralık 2011'de oynanacak olan Gençlerbirliği - Galatasaray Maçı Bilet Fiyatları;
gençlerbirliği kapalı - 112.50 tl
galatasaray kapalı - 112.50 tl
gençlerbirliği maraton - 56.00 tl
gençlerbirliği kalearkası - 45.00 tl
galatasaray kalearkası - 45.00 tl
Bu da 25 Kasım 2011'de oynanan Gençlerbirliği - Fenerbahçe Maçı Bilet Fiyatları ;
gençlerbirliği kapalı - 112.50 tl
fenerbahçe kapalı - 112.50 tl
gençlerbirliği maraton - 67.00 tl
fenerbahçe kalearkası - 56.00 tl
Bunlarda Gençlerbirliği'nin sezonluk kombine kartı fiyatları;
Kapalı:200
Maraton:100
http://www.genclerbirligi.org.tr/haber_detay.asp?HID=1873
Yaklaşık 1 aylık süre zarfında yapılan 3 büyük takımla oynayan bir Anadolu Takımının uyguladığı garip fiyatlandırma. Serbest Piyasa bu kadar da serbest olmamalı. Sen o uyduruk statlarda nasıl bir hizmet veriyorsun ki 112-56 TL arası fiyat belirleyebiliyorsun? Nasıl Ligin uyduruk 12.haftası maçı için sezonluk sattığın biletle kafa kafaya fiyat talep ediyorsun?
Federasyon kadındı çocuktu show peşinde koşucağına bu tip konularla taraftarı korunalı
Fenerbahçe taraftarı şüphesiz ki takımına en çok sahip çıkan topluluk En çok kombineyi alan, Fenerium'lardan çıkmayan, statları,salonları boş bırakmayan bir taraftar bu kendimi bildim bileli böyle ama bazılarının da Fenerbahçe taraftarını yoluncak kaz gibi görmesi artık can sıkmaya başladı.
İşte 6 Kasım 2011'de oynanan Gençlerbirliği-Beşiktaş Maçı Bilet Fiyatları;
gençlerbirliği kapalı - 67.00 tl
beşiktaş kapalı - 67.00 tl
gençlerbirliği maraton - 56.00 tl
gençlerbirliği kalearkası - 45.00 tl
beşiktaş kalearkası - 45.00 tl
İşte 3 Aralık 2011'de oynanacak olan Gençlerbirliği - Galatasaray Maçı Bilet Fiyatları;
gençlerbirliği kapalı - 112.50 tl
galatasaray kapalı - 112.50 tl
gençlerbirliği maraton - 56.00 tl
gençlerbirliği kalearkası - 45.00 tl
galatasaray kalearkası - 45.00 tl
Bu da 25 Kasım 2011'de oynanan Gençlerbirliği - Fenerbahçe Maçı Bilet Fiyatları ;
gençlerbirliği kapalı - 112.50 tl
fenerbahçe kapalı - 112.50 tl
gençlerbirliği maraton - 67.00 tl
fenerbahçe kalearkası - 56.00 tl
Bunlarda Gençlerbirliği'nin sezonluk kombine kartı fiyatları;
Kapalı:200
Maraton:100
http://www.genclerbirligi.org.tr/haber_detay.asp?HID=1873
Yaklaşık 1 aylık süre zarfında yapılan 3 büyük takımla oynayan bir Anadolu Takımının uyguladığı garip fiyatlandırma. Serbest Piyasa bu kadar da serbest olmamalı. Sen o uyduruk statlarda nasıl bir hizmet veriyorsun ki 112-56 TL arası fiyat belirleyebiliyorsun? Nasıl Ligin uyduruk 12.haftası maçı için sezonluk sattığın biletle kafa kafaya fiyat talep ediyorsun?
Federasyon kadındı çocuktu show peşinde koşucağına bu tip konularla taraftarı korunalı
19 Kasım 2011 Cumartesi
Dİnle, dinlet
Yeni Fenerbahçe Marşı (2011) - "Fenerbahçeli Olmak Ne Güzel Bir Şey"
"Fenerbahçeli Olmak Ne Güzel Bir Şey"
"Fenerbahçeli Olmak Ne Güzel Bir Şey"
18 Kasım 2011 Cuma
Günün Fotoğrafı
Barcelona'nın 2 Arjantinlisi milli maçlarından dönenerken bindikleri taksinin şöförüyle fotoğraf çekiniyor. Messi dururken Mascherano'yla çekinmesi bir tarafa, fotoğrafı Messi'ye çektiren şöföre söylencek laf "Bu kafa neyin kafası" olmalı.
10 Dakika Saçmalığı
Deplasman yasağını protesto için Eskişehir maçında ilk 10 dakika tribünde olmayıp protesto edileceği açıklandı.
Ortada bir haksızlık olduğu ortada ama bunun protesto şekli takımını yalnız bırakmak olmamalı.
Bunun her şeyden önce takıma özellkile konsantrasyonlarına büyük eksileri olacağı aşikarken , ilk 15 dakikada yapılan baskılarla rakibi stada alıştırmadan bulanacak bir golle rahatlamamız sözkonusuyken kimse bana anlatamaz ilk 10 dakikalık prrotestoyu.
Umarım Fenerbahçe taraftarındaki bilinçli ve sessiz çoğunluk 4-3'lük Antep maçı misali takımına sonuna kadar sahip çıkıp, yeri geldiğinde de bu saçma kararı en güzel şekilde protesto edecektir.
Ortada bir haksızlık olduğu ortada ama bunun protesto şekli takımını yalnız bırakmak olmamalı.
Bunun her şeyden önce takıma özellkile konsantrasyonlarına büyük eksileri olacağı aşikarken , ilk 15 dakikada yapılan baskılarla rakibi stada alıştırmadan bulanacak bir golle rahatlamamız sözkonusuyken kimse bana anlatamaz ilk 10 dakikalık prrotestoyu.
Umarım Fenerbahçe taraftarındaki bilinçli ve sessiz çoğunluk 4-3'lük Antep maçı misali takımına sonuna kadar sahip çıkıp, yeri geldiğinde de bu saçma kararı en güzel şekilde protesto edecektir.
11 Kasım 2011 Cuma
Volkan Demirel Onurumuzdur!
Yemişim kaçan Avrupa Şampiyonasını bugün yaşanan rezaletten sonra.
Daha önce penaltı atarken bile Kaptan Emre'yi ıslıklayan , attığı gole sevinmeyen Galatasaray'lı grup bu sefer kafayı Volkan'la bozdu.
Aslında onlara verilecek en güzel cevabı saha içinde yine Emre verdi ama yetmez.
Karşılaştığı her milli takımın ulusal marşına bile tahamülü olmayan bu topluluk maç sonunda da saldırcak yeri aramak için fazla uzaklaşmadılar.
Takım 2 pas yapamamış, bütün maç kaleyi bulan şut çekememiş maç boyu biri 30m den olmak üzere sadece 3 şut çekilmiş buna karşı Hırvatistan'ın kaleyi bulan 8 şutu varken bu zeka özürlü topluluk ezikliklerinin acısını Volkan'dan çıkarmaya kalktı.
Bir daha o statta hiç bir Fenerbahçe'li futbolcu gitmemeli bu sadece Emre'ye ya da Volkan'a yapılmamıştır.
Bu çocuklar her Fenerbahçeli'nin Onurudur! Ezdirmeyiz!
1 Kasım 2011 Salı
Karakter ve Lider
Her şeyden önce bütün Fenerbahçe taraftarı bu takımlar, hocasıyla gurur duymalı. 25 Yıllık hayatımda hiç görmediğim bir karakter ve isyan var bu takımda.
Kara 3 Temmuz'dan beri uğradıkları haksızlıkları, toplumsal linç'i, itibarsızlaştırılmalarını ve çalınan , görmezden gelenin alın terlerine karşı verdikleri mücadele'nin , isyan'ın göstergesiydi bu maç.
Hakem diye sahaya çıkan düdüklü hakkında bir şey söylemeye gerek yok aslında. 6.Dakikada sahada ki beynimizi çaldı ama sahadaki ve tribündeki "yüreler" savaşmaya ve isyana boyut atlayarak devam ettiler ve hak istediklerini savaşarak kazandılar maçın özeti budur.
Tekmeye Kafa soktular, kramp girene kadar koştular,düştüler kalktılar ve savaşmaya devam ettler işte bu yüzden hiç birini birbirinden ayırmayacağım.Mehmet'in, Caner'in, Baroni'nin,Gökhan'ın,Yobo'nun,Bekir'in,Volkan'ın ve tabi ki Emre'nin koyduğu karakter, yenilerin koyduğu çaba, ve en önemlisi kenarda duran muhtemelen bugüne kadar Fenerbahçe Cumhuriyeti'nin gördüğüen iyi kriz yöneticisi ve lideri Aykut Kocaman.
Gösterdiğiniz bu karakter hiç bir zaman unutulmayacak ve emin olun ki nesilden nesile aktarılacak tıpkı 88-89 sezonu kadrosu nasıl bugün sayılıyorsa siz ve bu savaşınızda unutulmayacak.
Kara 3 Temmuz'dan beri uğradıkları haksızlıkları, toplumsal linç'i, itibarsızlaştırılmalarını ve çalınan , görmezden gelenin alın terlerine karşı verdikleri mücadele'nin , isyan'ın göstergesiydi bu maç.
Hakem diye sahaya çıkan düdüklü hakkında bir şey söylemeye gerek yok aslında. 6.Dakikada sahada ki beynimizi çaldı ama sahadaki ve tribündeki "yüreler" savaşmaya ve isyana boyut atlayarak devam ettiler ve hak istediklerini savaşarak kazandılar maçın özeti budur.
Tekmeye Kafa soktular, kramp girene kadar koştular,düştüler kalktılar ve savaşmaya devam ettler işte bu yüzden hiç birini birbirinden ayırmayacağım.Mehmet'in, Caner'in, Baroni'nin,Gökhan'ın,Yobo'nun,Bekir'in,Volkan'ın ve tabi ki Emre'nin koyduğu karakter, yenilerin koyduğu çaba, ve en önemlisi kenarda duran muhtemelen bugüne kadar Fenerbahçe Cumhuriyeti'nin gördüğüen iyi kriz yöneticisi ve lideri Aykut Kocaman.
Gösterdiğiniz bu karakter hiç bir zaman unutulmayacak ve emin olun ki nesilden nesile aktarılacak tıpkı 88-89 sezonu kadrosu nasıl bugün sayılıyorsa siz ve bu savaşınızda unutulmayacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


