27 Ekim 2011 Perşembe

Statü Değişikliği Saçmalığı-TFF'nin Hali

3 Temmuz'dan beri açıkça ortaya çıkan ülkedeki ve özellikle bu süreçte baştan sona deli saçması kararlara imza atan federasyon yöneticilerinin futbol aklı eksikliği artık tavan yaptı.

Digitürk'ün zararının kapanması için başlatılan play-off saçmalığı o kadar aceleyle çıkarıldı ki bi gazete'nin (yanlış hatırlamıyorsam Milliyet) ortaya attığı "Peki normal sezonu 1.bitiren n'olcak?" şeklindeki soruya "unutmuşuz onlarda Şampiyonlar Ligi'ne Ön elemeyle katılsın Özür Dileriz" diye cevap veren federasyondan bahsediyoruz.

Düşünün ki lig başlamış 8.hafta oynanıyor hoooop sene başında "Unutmuşuz!" dediğin konudaki kararını tekrar değiştiriyorsun ve PLay-Off'u 1.bitiren direk, 2.bitiren Ön elemeyle Şampiyonlar Ligine gidecek diyorsun ve bunu tamda kendine yakışan şekilde; Şehit haberlerinin , Van depreminin ve Derbi'nin arasında söyleyerek gündeme bile gelmesini engelliyorsun, kısaca oldu bittiye getiriyorsun.

Bu kadar önemli bir karar sezon ortasında alınmaz,alınamaz! Bu kararı alan kişilerin 33.Haftada tekrar karar değiştirip , Play-Off'a ilk 4 sıra değilde en az sarı kart gören 4 takım gidecek deme hakkınıda kendilerinde görebililer demek ki, ya da en iyi averaja sahip takımı Şampiyon ilan edip ne olursa olsun Trabzon'u Şampiyonlar Ligine gönderebililer.

Evet , bu kadar saçmalayabilirler bence.

Önce "ligler zamanında başlayacak" yalanıyla ligdeki tüm takımların Hazırlık programını alt-üst ettiler şimdi oynanan ligde kural değişikliği yapıyorlar. Fenerbahçe Şampiyonlar Ligine gidecek deyip , tükürdüklerini yalıyorlar,Süper kupa oynanacak demelerinin üstünden 5ay geçti ortada kupa falan yok.

Yaptığınız saçmalıklar komikliğini kaybedeli çok oldu , bu kadar tutarsız bir federasyon mu verecek Fenerbahçe , Beşiktaş, M.İ.Y, Eskişehirspor ve Sivasspor hakkında ki kararı inanmak istemiyorum ama burası Türkiye.

19 Ekim 2011 Çarşamba

Neven Spahija'ya Sorular

Sezon başında oynadığımız ciddi sınavların ikisinide kaybeden Spahija'nın vermesi gereken cevaplar var artık. Geçtiğimiz sezon final serisinden beri aynı hatalar o kadar sık tekrarlanıyor ki bunları görememesi kötüyken görüpte önlem alamaması gibi bir durumu düşünmek dahi istemiyorum.

Galatasaray gibi tek bir hücüm silahı olan takıma karşı 2 sezondur çözüm üretemeyen Spahija , takımı maça hazırlamamasını da açıklaması gerekiyor.

Galatasaray maçında Ukiç'in Caja Laboral maçında ise Sefolosha'nın kaçırdığı serbest atışlar açıklanmalı bu kadar tecrübeli oyuncular bu kadar kritik yerlerde serbest atış kaçırıyorsa maçlara kafada yeteri kadar hazrlanamamışlardır.

Emir'in hali Bogdanoviç'İn durumu ,Kaya'nın ve Oğuz'Un acınası halleri, Curtis Jerrels gibi bir karın ağrısını neden basşımıza bela ettiğini açıklamalı. Bugün soktuğu 2 üçlükle belki bizi tekrar maça soktu ama seçimleri o kadar yanlış şutlardı ki girmesi çok yanlış seçimler olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Ama Spahija'ya sorulması gereken en önemli soru Vidmar'ın nesi var?Neden maçların en kritik anlarında kenarda oturuyor? olmalı.

Elimizdeki belkide en kaliteli uzunumuz olan Vidmar neden benchtede , sahada Oğuz gibi yıllardır gelişim kaydetmesini beklediğimiz tabir-i caizse "Genç Oğuz" oynuyor.

Umalım da bir an önce Spahija kendine ve takıma çeki düzen verebilir de tarihteki en güçlü sezon Türkiye Liginde ve Euroleague'de hayal kırıklığı yaşamayız. 

Çok Değil Biraz Özen

Ev sahibi olduğumuz 2 maçın da saatini aynı gün  20:00'ye koyup insanları seçim yapmak zorunda bırakanlar, dahası seyirciyi bölenler bugünün en büyük kaybedenidir.

Umarım sorumlular bundan sonra biraz daha düşünerek hareket ederler çünkü FIBA'nın ev sahibi takımlara saat hatta gün konusunda yardımcı olduğu bilinen bir gerçek.

18 Ekim 2011 Salı

Cristian Baroni

3 Sene önce geldiğinde Corinthians taraftarı "yüreğimizi söktünüz" demişlerdi. O yüreği açıkçası derbilerde hatta Galatasaray maçları dışında çokta görememiştik bu seneye kadar.

İleriye destek verdiğinde ne kadar etkili olduğunun sinyallerini Standart ve Palermo maçlarında attığı gollerle Hazırlık kampında vermişti bu senenin çok farklı olacağının. Lig başladı Orduspor ve İBB filelerini de boş geçmedi.



Her şeyden önemlisi fizik gücü bu sene üst düzeyde savunmada olması gereken yerlerde , oyunu isabetli paslarla kuruyor ve hücümda önceki senelerde yapmadığı katkıları yapıyor , yazın yaşanan olaylara en çok reaksiyon veren oyuncumuz oldu , bu sene kazanılacak başarılarda başrol oynayacak orası kesin.

Mersin İdman Yurdu:1 Fenerbahçe:2

Mersin'de başkan'ından taraftarına 28 yıl öncesinin motivasyonu vardı maç öncesinde bu gazı, Özer'in (en önemlisi) düşünerek attığı olağanüstü şutuyla golü erken bularak şöyle bir aldık. 4.Dakikada gelen gol sonrası aslında maç fazlasıyla Kayseri deplasmanını anımsattı gene ilk atağında golü bulan Fenerbahçe ve sonrasında dönülen 4-3-3.

Aslında bu 4-3-3'ü Stoch Alex ve Dia olarak neden bugün'e kadar denemedik merak ediyorum eminim ki alex'in yönetiminde ikiside çok etkili olur.


İlk yarı bitmeden yağan inanılmaz yağmur'dan sonra ağırlaşan zeminle beraber MİY bir kaç duran topta etkili oldu , duran toplarda hala bir Lugano çıkaramadık takımın içinden umarım Serdar bu eksikliğide kapatacaktır.

İkinci yarıda ise golü gene erken bulmamız rakibin 10 kişi kalması rahat bir maç izliceğimizin sinyallerini verirken son zamanlarda hiç olmadığım kadar sinirlediğim bir yarı oldu.

Bu kadar laubalilik görmemiştim uzun yıllardır. Sırf Stoch oyuna girdikten sonra 5 tane karşı karşıya pozisyonu (kaldı ki biri artık boş kaleydi) oyunun verdiği rahatlıktan dolayı heba etti ve birinin dönüşünde artık golü yedik. Benim bildiğim Aykut Hoca haftaya keser bunun cezasını, Stoch'da forma bu kadar aslan'ın ağzındayken yaptığı bu saçmalıkların sonucuna katlanır.

Bienvenu ise kesnlikle çok aşama kaydetmesi lazım burda geçirdiği her günden, ne hızlı hücümda doğru koşuları yapabiliyor ne de topu alınca bir güven veriyor sanki ne yapıcağını kendi de bilmiyormuş gibi golü attığında bile bir güvenle vurmuyor topa boş kaleye.

Maç sonu ise Alex'in isyanı belki de en ümitlendiren tepkiydi beni , yapılan laubaliliğin farkındaydı kaptan ve o sinirle söylene söylene gitti soyunma odasına.

MİY ise Nurullah Sağlam'la çok iyi bir takım kurdular, bireysel olarak bakıldığında süper isimler olmasada takım olabilmeyi başardılar ve bu ligi bu sene iyi yerde bitireceklerdir. Böylesine önemli bir deplasmandan alınan 3 puan'â bir musibet bin nasihatten iyidir diyerek aldığımız 12.üstüste deplasman galibiyetine ve  rekorumuzu bir adım öteye götürdüğümüze sevinelim.


16 Ekim 2011 Pazar

Fenerbahçe-GSMP

Öncelikle Maça girişte inanılmaz bir bilet rezaleti yaşandı binlerce kişinin geldiği Ankara Arena'da tek bir gişe'nin çalışmasıyla saatlerce kuyrukta bekledi insanlar , beklemekten sıkılanlarsa polisin gözü önünde satıllan karaborsa biletlere/davetiyelere yöneldi,bunlar organizasynun eksiklikleriydi.

Maça gelirsek ruhumuz yoktu ve kaybettik.

Önceki yıllarda takımın kalbi, omurgası olan Birsel ve Nevriye ikilisi ruh gibi dolaştı bütün maç hücümda gününde olmayabilirsin (ki Nevriye gözü kapalı soktuğu topları kaçırmasıyla tribünlerin en büyük hayal kırıklığı oldu) ama savunmada bu kadar kötü olmanın bir mazereti olamaz.

Matoviç'in çok erken faul problemine girmesi içerdeki sertliğimizi ve etkinliğimizi büyük ölçüde azalttı. Bu durumu öngöremeyen ve hala Nevin'e güvenen, Zane'yi kadroya almayan koç'a laflar hazırladım tabi ki ama o konuya en son değiniceğim.

Bu maçı gerçekten isteyen ve asla vazgeçmeyen tek kişi Angel'dı. Final serisi yüzünden takıma yeni katılmış olabilir ama WNBA'de müthiş bir sezon'u daha da önemlisi olağanüstü bir final serisini geride bırakmış Angel'ı ilk 5'de düşünülmemesiyle fark maçın başında 11 sayıya çıktı ve neredeyse bütün maç o civarda kaldı.

İlk yarıda ki dış isabet yüzdemiz %0'dı. Gözler fazlasıyla ANitta'yı arıyor bu takımda bugün Penny değilde Anitta olsaydı bu maçın sonucu çok daha farklı olurdu orası kesin.

Maçdan biraz sıyrılıpta Penny konusuna gelirsek; Geçen sene onu ilgilendiren ortada hiç bir durum yokken sezon ortasında takımını yüzüstü bırakıp giden , gitmeden önceki 2-3 maçta  5 karış suratla oynayan Penny Taylor'ın bu sene bu takıma tekrar alınması tam anlamıyla rezalettir. Yetenekleri ne olursa olsun o bu takımı geçen sene yüzüstü bıraktı ve gitti tekrar getirilmesi yanlıştır nokta.

Daha önemlisi özel hayatında ne yaşıyorsa kendini ilgilendirir ama ben bugün o sahada Taurasi karşısında ki halini gördükçe geçen sene bize gösterdiği sporcu ruhunun eksikliğini bir kez daha gösterdi sağolsun.


Taurasi demişken Anakin Skywalker'dan Darth Vader'a dönüşünü bugün itibariyle tamamlamış ve gücün karanlık tarafı onu tamamen eline geçirmiş. Geçen sene ki komploları kuranlarla bir olamyı seçtiği yetmiyormuş gibi ona her zaman destek veren taraftara bugün hareket çekicek kadar karaktersizmiş , hak ettiğini bulmuş.

2.Yarıya soyunma odasında ve tribündeki tarafatrın yarattığı güzel ortamla başladık farkı 4 sayıya indirdiğimiz anda saçma salak bir pozisyonda Angel'a çalınan 4. faul maçın tüm ritmini değiştirdi belki de maç orada bitti.

Galatasaray taraftarına gelecek olursak maçın bitimine 4 dakika kala durdur yere Fenerbahçe Bench'İne salladıkları su şişeysiyle ortamı bir anda gerdiler o maç boyunca oturan tayfayı bile çileden çıkardılar.

Maç sonucu kesinleştikten sonra yanlışa yanlışla karşılık verildi sis bombaları-meşaleler ve Diana'da patlayan su şişeleri.

Sıra geldi günün kaybedenlerinin başında gelen George Dikeoulakos'a. Geçen seneki o her topa atlayan kalpten oynayan oyuncuları bu maça hazırlayamayan , hücümda İvana'nın içerde oynadığı 1'e 1 lere ve Angel'in şakpadan çıkartacağı tavşanlara bakan bir takıma dönüştürmüş Kraliçeleri umarız bu erken uyarı işe yarar ve Penny gibi Nevin gibi isimlerle bu işin gitmeyeceğini anlar.