19 Aralık 2011 Pazartesi

Hayde

Maçtan Kısa Kısa

*Takım 2 haftadır iyi ve özlenen futbolu oynuyor.Geçen sene bize başarıyı getiren çok sayıda pas yapığımız ve kontrolün bizde olduğu futbol'u oynuyoruz. Özlemiştim.

*Tribünlerde beklenenin aksine olaylar olamdı bunda şüphesiz deplasman yasağının büyük etkisi vardı.

*Gökhan 2 haftadır sakatlığını atmış ve toparlanmış oynuyor. Aykut Hoca'Nın sisteminde Gökhan'ın hücüma yapacağı katkı çok önemli.

*Mehmet Topuz geçen sene tek gol atmıştı Trabzon deplasmanıydı, bu seneyide boş geçmedi Trabzon'a karşı.

*Alex'te bu yıl gözüken bitiricilik eksikliği kaldığı yerden devam ediyor.

*Maçtan sonra kazım Koyuncu'nun anılması gecenin güzelliklerindendi.

Gabin

Takım 2 gün sonra Antalya deplasmanına gidecek ve bilet fiyatları açıklandı. Fenerbahçe'Ye ayrılan tek tribün olan kale arkasının fiyatı 100 TL.

Gençlerbirliği'nin yaptığı gibi Antalya yönetimi de bu yola başvurmuş ve 200 TL'ye kombine satan bi takım  yarı fiyatına sezonun önemsiz bi maçını okutmaya kalkıyor.

Gene çıkıp kimse bi şey demicek , gene Fenerbahçe taraftarı kendine ayrılan yeri dolduracak, bu zehir bizim kanımıza girdi bi kere 100'de olsa gidiyoruz zaten ama çocuğunu maça götüremeyip , ona bu sevgiyi aşılayamayan insanların yetişdirdiği bi nesil gelecek,işte o zaman maçlara gidecek kimse bulamayacaksınız ve bu yaptığınız sömürü'nün cezasını o zaman çekeceksiniz.

Serdar Kesimal

Uzun süredir yollarını gözlemiştim , Bekir iyi niyeti ve çalışkanlığıyla elinden geleni yapsada (Bilica felaketine değinmek bile istemiyorum) bi şeyler eksikti 2007'den beri Lugano'yu izlemişti bu gözler, hele ki geçen sene 2.yarıdaki olağanüstü savunma performansıyla tanıştıktan sonra Yobo'nun yanına kim gelse işi çok zordu.

Serdar bu çok önemli dönemde döndü takıma. Önce Bursa deplasmanı ardından Trabzon maçında takımın gol yememesi hatta pozisyon vermemesinde en büyük pay onundu şüphesiz.

Gökhan ileri çıktığında onun bölgesini çokk iyi kapattı, Burak Yılmaz'a adım attırmadı , her kademesi olumlu ve zamanındaydı çok değil 1 hafta önce sağlığına kavuşmuş olsa ve Galatsaray maçında oynamış olsa  bugün 6 puan farklı lider olurduk ya neyse.

Şurası kesin ki aranan kan bulunmuştur.Serdar uzun yıllar çubuklu'nun vaz geçilmezi olacaktır.

Tekrar hoş geldin Serdar.
http://twitter.com/#!/serdar_kesimal/status/148487303084523520

Siluet Koreografisi

Türkiye toprakları üzerinde daha önce denenmemişi denediler ve sonuç tek kelimeyle mükemmeldi. Maçın önemini anlatan , içinde rakibin aşil tendonunu ve takımı şarj edicek her şey vardı o kareografide. Emeği geçen Unifeb, CK, Vamos kısaca TT Tribününe bir kez daha teşekkürler.

6 Aralık 2011 Salı

Orta Saha Verimliliği

Geçen sezon Alex söylemişti orta sahadan hücüm anlamında verim alamıyoruz gol yükü defans ve forvet'in üzerinde diye. Alex'in bu isyanı sonrası da pek bişey değişmedi ve sezonu Dia ve Stoch'tan toplam 4 gol , Mehmet Topuz'dan da 1 gol bularak bitirmiş,Christian ve Özer'den bu konuda bir verim alamamıştık.

Geçen seneden bu yana ne sistem ne de orta saha oyuncuları değişmemişken orta saha oyunculardan bulduğumuz gollerle liderliğimizi devam ettirmemiz kesinlikle ironik.

Stoch:'dan 3,Dia'dan 2,Christian'dan 4,Özer'den 1ve Caner'den bulduğumuz 1 golle 13 hafta sonuna forvetlerimizden yararlanamazken(Özelikle Semih durumu içler acısı , sonra değinmek üzere) orta saha oyuncularımız adeta 34 haftalık performans gösterdiler.




Artık sıra sizde kaptan.

Getirin Özgür'ü Geri

2 sene önce Özer transferine karşılık Ankaraspor'a verdiğimiz ordan türlü dalaverelerle(Melih Gökçek) Ankaragücü'ne geçen PAF takımımızdan yetişen ve oynadığı dönemde hepimizi A2 maçlarını izleten bi yetenekti Özgür.

Fenerbahçe taraftarı o profesyonel sözleşme imzalarken nasıl heycanlandığını gözlemlerken o bize nasıl bir Fenerbahçe'li olduğunu anlatıyordu. Bilenler bilir Ankaragücün'deki forma numarasının neden 60 olduğunu ;)

Bu sene Ankaragücü'nde 11 maçta oynadı ve hafta sonu oynanan Fenerbahçe maçında sol bek oynamasına rağmen yaptığı 2 asistle kadıköy'de güzel izler bıraktı, bir kez daha.

Sene başında istendiğini ama  Trabzon'a oyuncularını adeta hibe eden Ankaragücü yönetimi  Özgür için 7 Milyon Euro istediler neyse eğrisi doğrusuna geldi ve Özgür sözleşmesini feshetti ve artık serbest bir oyuncu.

Sezon başında " o zaman Fenerbahçe'nin başında Daum değilde Aykut Hoca olsaydı beni bırakmazdı" diyen Özgür'ü bekliyoruz, sıra sende artık Aykut Hoca onu o çok sevdiği çubuklu formayla Kadıköy'de izlemek için sabırsızlanıyorum.

2 Aralık 2011 Cuma

Dikkat! Uyanık Ol Fenerbahçe'li.




Beklenen gün geldi ve soruşturma başladıkdan 5 ay sonra iddianame yarın açıklanacak. 5 Aydır bu günü bekleyen Fenerbahçe taraftarını bekleyen tehlikey'se daha önce 2 kere küfür yüzünden uyarı almışken bir sonra ki iç saha maçımızın Trabzonspor maçı olduğu göz önüne alınırsa maç günü açıklanacak olan iddianame'yle Fenerbahçe taraftarı bir sabır testine daha giriyor.Bu bizi ilgilendiren tehlike.

Gelelim asıl büyük tehlikeye

Yarın eğer sağlam kanıtlar sunulmazsa , kadıköyde büyük bir infial yaşanabilir çünkü bir çok Fenerbahçeli'nin ne Ankaragücü ne Trabzon maçı umurlarında, umurlarında olan tek şey geçen sene savaşarak alınan ve bugüne kadar medya başta olmak üzere bu oyuna alet olan bir çok  devlet kurumlarıyla itibarsızlaştırılmaya çalışılan 18.şampiyonluğumuz.

Yarın çok uzun olacağa benzer.

Euro 2012 Gruplar

Turnuvaya yaklaşık 7-8 ay olmasına rağmen bugünden havaya girmemizi sağladılar bugün düzenlenen kura çekimi ve Adidas'ın tanıttığı turnuva topu Tango 12'yle.

Gruplara şöyle kısaca bakarsak

A grubu şeker gibi grup.Grupta şüphesiz en çok ilgiyi Polonya - Rusya maçı çekicektir ama grubun kaderini Yunanistan-Polonya maçı belirler.

Ev sahibi Polonya taraftar desteği ve yıllardır bu turnuvaya hazırlandıklarını düşünürsek 1 adım öne çıkıyorlar.
Yunanistan ise her zaman ki gibi kura şansıyla şaşırtmadı ama bu sefer kadroları gruplardan ötesini görmeleri için yetersiz ve yaşlı genede onlar da Akdeniz'Li ve ülkece yaşadıkları zor zamanlarda daha çok kenetlenip süpriz yapabilirler. 
Rusya bence grubun favorisi 4 yıl öncesine göre onlarda kan kaybetti ama bu gruptan çıkacak güçteler.
Çek Cumhuriyeti istikrarsızlığın sembollerinden pek bi varlık gösterebiliceklerini sanmıyorum.

B Grubu'ysa klasik "Ölüm Grubu". Dünyanın şu anda ki en formda 3 milli takımından 2si bu grupta.

Hollanda: Klasik Hollanda gibi oynadıkları grup maçlarında farklı gaibiyetlerle geldiler her zaman ki gibi, genç kadroları ,alışık oldukları sistemle birleşince Van Persie önderliğinde grup için Almanya ile birlikte favoriler.

Danimarka: Şüphesiz ki turnuva'nın en şanssız takımı.
Almanya: Şu an belki de dünya'nın en formda ve iyi milli takımı Löw önderliğinde genç ve başarıya aç takımlarıyla bence turnuvanın favorisi.
Portekiz: Bosna Hersek'i eleyerek geldikleri turnuvada gruptan çıkabilme şansları pek gözükmemekte.Çok iyi oyuncularına rağmen takım olmaktan çok uzaklar.

Beklediğim maç tabiki Almanya- Hollanda grubun kritik maçı Hollanda-Portekiz maçı olur.


C Grubu'nda roller belli gibi

İspanya için söylencek pek söz yok, kusursuzlar.Barcelona sistemi ve iskeletiyle başarıya kovalaycaklar tek sorun oyuncuların gerek klüp takımlarında yakaladıkları başarı gerekse son Avrupa ve Dünya Şampiyonu olarak başarıya doymaları düşüncesi çünkü kadroda pek bi revizyon yok. 
İtalya:Grubu 2.olarak bitireceklerdir ama daha öteye gidebileceklerini sanmıyorum.
İrlanda Cumhuriyeti:Sıkıcı oynasalarda Trapattoni önderliğinde geldikleri turnuvada İtalyayla aynı gruba düşmeleri kaderin cilvesi olsa gerek heycanla beklediğim maçlardan biri de İrlanda Cumhuriyeti-İtalya maçı 
Hırvatistan:Bizi eleyerek geldiler, doğrusunu söylemek gerekirse hiç bir varlık gösteremediğimiz maçlar yüzünden Hırvatistan'I yorumlamak çok zor çünkü karşılarında hiç bir drenç koyamadık. İlerde genç kadroları , yetenekli yıldıları var ama o defansla bu gruptan çıkamazlar. 

Grubun kaderini de İtalya-İrlanda maçı belirler.
D grubunda ise bir diğer ev sahibi Ukrayna var.işleri kolay değil Fransa'Yla oynayacakları maç kaderlerini belirler ve bence Fransaya karşı 1adım öndeler.

İsveç : Zlatan önderliğinde gelebilecekleri en yüksek yerdeler puan alabileceklerini zannetmiyorum.
Fransa:4.torbadan girmek , Dünya kupasında yaşanan rezillikler Fransa bu imajı temizlemek isteyecektir buna gücü var mı? pek zannetmiyorum. Ukrayna maçı belirler gruptan hangisinin çıkacağını.
İngiltere:Grubun açık ara favorisi grup maçlarında Rooney'den yoksun oynayacakar ama fazla zorlanacaklarını zannetmiyorum. Bu gruptan çıkmak için yeterli kadroya ve hocaya sahipler.

Vamos Rafa!



Davis Cup'ta bu sene fazlasıyla özlenen bir Rafa sayısı.

Thabo Sefolosha


Sessiz sedasız Marko Tomas'ın sakatlığı geçene kadar Thunder'dan transfer ettiğimiz ve sadece Euroleague'de 7 maç'da oynayan bir oyuncu için fazlasıyla karakter gösterdi formamızı giydiği ilk dakikadan itibaren.

Eksikliği fazlasıyla hissedilecektir şüphesiz onunla birlikte çok daha iyi bir takımdık ama yokluğunda sorumlulukları ve dakikaları artacak olan Bogdanoviç ve Emir'den de bugüne kadar gösterdikleri performansdan daha fazla verim alacağımıza da olan inancım da tam.

Hoşcakal Sefo, hep güzel hatırlanacaksın.

Fenerbahçe ülker : 86 Olympiakos:70

Baştan sona, a'dan z'ye çok güzel bir geceydi Sinan Erdem'de.

Öncelikle şu bir gerçek ki soruşturmaya çok fazla takılan Fenerbahçe taraftarı geçtiğimiz senelere göre hele ki geçen sene Euroleague'de seyirci rekorunu elinden bulunduran bir taraftara göre bu sene amatör branşlara çok fazla ilgi göstermiyordu , bunda kaybolan heycan'ın etkisi tartışılmaz neyse ki bu hafta oynanan 3 süper maçla beraber(Galatasaray kadın basketbol,Olympiakos ve Dresdner kadın bvoleybol) maçları Fenerbahçe seyircisi salonlara geri döndü(14500 kişi) ve alınan 3 önemli galibiyetlede etkisini hemen gösterdi.

Maça dönersek bugüne kadar açık ara takıma büyük zarar veren guard ikilimiz Ukiç ve Jerrells'ın skorer ve etkili oynuyla maçı aldık göürdük tabi ki başta Ömer olmak üzere yaptığımız etkili savunmayla Euroleague'in sayı krallığında başa giden 21 sayı ortalamayla oynayan Spanoulis'i 7 sayıda tutmamız da önemli bir etken oldu Olympiakos'u İstanbul'da ilk kez devirmemizde.

Maçtan önce gelen  Papadopoulos'un oynamayacağı haberiyle pota altında ezici bir üstünlük kurucağımız barizken Vidmar'ın yaşadığı faul problemi, Kaya'dan ve Oğuzdan alınamayan verim ve Ivkoviç'İn yaptığı 4 kısa + 1 PF tarcihine Spanoulis üzerine yoğunlaşan savunmada eklenince Hines'la içerden yenilen kolay basketlerle maçın sonuna kadar maçın içinde kalmayı başardılar ama aradaki kalite farkı çok barizdi ve bu sefer seyircvinin desteğiyle Yunanistan'da yaptığımız hataları yapmadık ve 14 sayı farkla 7.hafta sonunda grup birincliğini aldık.

Son not: ivkoviç'in takımlarını yenmek her zaman zevkli oluyor ne yalan söyliyim keşke Teodosiç'de olsaydı ne diyim :)

30 Kasım 2011 Çarşamba

Masal Zamanı

Saat 18'de olacağı söylenen basın toplantısı 1 saat geçde olsa başladı ama keşke başlamasaydı da ben adında Türkiye kelimesi bulunan bir kurumun bu kadar aciz bir duruma düştüğünü görmeseydim.

Başta M.A.Aydınlar olmak üzere L.Arıboğandaki gerginlik her hallerinden belliydi. Ellerinde oynadıkları su şişeleri konuşurken verdikleri esler gazetecilerin sorduğu soruları geçiştirme çabaları son derece gergin olduklarını gösterdi.

Çok değil 3 ay önce "Adalet'in simgesi" , Büyük kurtarıcı olarak anılan Pierre Cournu'yu bugün suçlu ilan etmek ve kamuoyuna buna ikna etmek durumundaydılar ve her zaman ki gibi beceremediler.

29 Kasım'da yaptıkları basın toplantısında Lütfi Arıboğan ve İlhan Helvacı'nın 18 Temmuz'da Nyon'da ki yemek hariç görüşülmedi derken bugün hep beraber yemek yedikleri ama bir bilgi verilmediği söyleniyor.

24 Ağustos'da UEFA'nın isteğiyle Fenerbahçe'yi göndermedik derken bugün bu kararı kendi başlarına oy birliğiyle aldıklarını söylüyor.

http://www.youtube.com/watch?v=wMs8FuYx5mE&feature=related

Etik kurulu raporlarının basına yansıyanlarla uzaktan yakından alakası olmadığını bugün açıklama gereği duyuyor.Aylarca Fenerbahçe düşürülecek diye yazılıp çizilirken futbolcuların, taraftarın manevi değerleriyle oynanırken değilde aylar sonra laf arasında yalanlanıyor bu haberler.

Uzun lafın kısası bir dediği bir dediğini tutmayan,gazetecilerin sorduğu sorulara "ama bunları neden onlarada sormuyosunuz eheheh" şeklinde yanıtlayan, yeri geldiğinde ROK'u cep telefonundan arayarak bağlandığı programda bahsedilen bir iddia için " o program çok geç yayınlanyor bik bik bik" diyen 10 gün önce gerçekleşen bir hadise için neden basını ya da Fenerbahçe'yi bilgilendirmediniz diye gelen bir soruya "tam açıklayacaktık basın toplantısı oldu" diyen ama neden " 10 gün beklediğini açıklayamayan bir TFF başkanı var maalesef.

Son yaşananlar gösterdi ki UEFA 10 gün önce TFF'Yi Fenerbahçe'nin kucağına attı, TFF'de buna karşı UEFA'yı yalancılıkla suçladı.M.A.A.'nın gider ayak yaptığı CAS davası bizi ilgilendirmez bize bir yaptırımı olmaz bizi bağlayan kendi kurumumuz olan tahkim kurulunun verdiği karardır o da sonuçlandı diyerek tazminat konusunda ilginç bir yere dokundu.İstediğimiz 45 Milyon Euro tazminat ortada ve daha düne kadar can ciğer kuzu sarması olan bu 2 kurum bugün birbilerini yalancılıkla itham ediyorken ortalık feci şekilde entirika kokuyor yeniden.

Unutulmaması gereken önemli bir noktada UEFA ile 16 Ağustos'dan itibaren gerçekleşen yazışmaları devlet sırrı edasıyla yine yeni yeniden geçiştirdiler ve açıklanmadı.

29 Kasım 2011 Salı

İlhan Cavcav'ın Adaleti

Kendimi bildim bileli bu iş böyledir aslında Ankara, Bursa, İzmir, Kayseri ya da haritada seçiceğiniz rastgele bir yer.

Fenerbahçe taraftarı şüphesiz ki takımına en çok sahip çıkan topluluk En çok kombineyi alan, Fenerium'lardan çıkmayan, statları,salonları boş bırakmayan bir taraftar bu kendimi bildim bileli böyle ama bazılarının da Fenerbahçe taraftarını yoluncak kaz gibi görmesi artık can sıkmaya başladı.

İşte 6 Kasım 2011'de oynanan Gençlerbirliği-Beşiktaş Maçı Bilet Fiyatları;

gençlerbirliği kapalı - 67.00 tl
beşiktaş kapalı - 67.00 tl
gençlerbirliği maraton - 56.00 tl
gençlerbirliği kalearkası - 45.00 tl
beşiktaş kalearkası - 45.00 tl

İşte 3 Aralık 2011'de oynanacak olan Gençlerbirliği - Galatasaray Maçı Bilet Fiyatları;

gençlerbirliği kapalı - 112.50 tl
galatasaray kapalı - 112.50 tl
gençlerbirliği maraton - 56.00 tl
gençlerbirliği kalearkası - 45.00 tl
galatasaray kalearkası - 45.00 tl

Bu da 25 Kasım 2011'de oynanan Gençlerbirliği - Fenerbahçe Maçı Bilet Fiyatları ;

gençlerbirliği kapalı - 112.50 tl
fenerbahçe kapalı - 112.50 tl
gençlerbirliği maraton - 67.00 tl
fenerbahçe kalearkası - 56.00 tl

Bunlarda Gençlerbirliği'nin sezonluk kombine kartı fiyatları;
Kapalı:200
Maraton:100
http://www.genclerbirligi.org.tr/haber_detay.asp?HID=1873

Yaklaşık 1 aylık süre zarfında yapılan 3 büyük takımla oynayan bir Anadolu Takımının uyguladığı garip fiyatlandırma. Serbest Piyasa bu kadar da serbest olmamalı. Sen o uyduruk statlarda nasıl bir hizmet veriyorsun ki 112-56 TL arası fiyat belirleyebiliyorsun? Nasıl Ligin uyduruk 12.haftası maçı için sezonluk sattığın biletle kafa kafaya fiyat talep ediyorsun?

Federasyon kadındı çocuktu show peşinde koşucağına bu tip konularla taraftarı korunalı

18 Kasım 2011 Cuma

Günün Fotoğrafı

Barcelona'nın 2 Arjantinlisi milli maçlarından dönenerken bindikleri taksinin şöförüyle fotoğraf çekiniyor. Messi dururken Mascherano'yla çekinmesi bir tarafa, fotoğrafı Messi'ye çektiren şöföre söylencek laf  "Bu kafa neyin kafası" olmalı.  

10 Dakika Saçmalığı

Deplasman yasağını protesto için Eskişehir maçında ilk 10 dakika tribünde olmayıp protesto edileceği açıklandı.

Ortada bir haksızlık olduğu ortada ama bunun protesto şekli takımını yalnız bırakmak olmamalı.

Bunun her şeyden önce takıma  özellkile konsantrasyonlarına büyük eksileri olacağı aşikarken , ilk 15 dakikada yapılan baskılarla rakibi stada alıştırmadan bulanacak bir golle rahatlamamız sözkonusuyken kimse bana anlatamaz ilk 10 dakikalık prrotestoyu.

Umarım Fenerbahçe taraftarındaki bilinçli ve sessiz çoğunluk 4-3'lük Antep maçı misali takımına sonuna kadar sahip çıkıp, yeri geldiğinde de bu saçma kararı en güzel şekilde protesto edecektir.

11 Kasım 2011 Cuma

Volkan Demirel Onurumuzdur!




Yemişim kaçan Avrupa Şampiyonasını bugün yaşanan rezaletten sonra.

Daha önce penaltı atarken bile Kaptan Emre'yi ıslıklayan , attığı gole sevinmeyen Galatasaray'lı grup bu sefer kafayı Volkan'la bozdu.

Aslında onlara verilecek en güzel cevabı saha içinde yine Emre verdi ama yetmez.

Karşılaştığı her milli takımın ulusal marşına bile tahamülü olmayan bu topluluk maç sonunda da saldırcak yeri aramak için fazla uzaklaşmadılar.

Takım 2 pas yapamamış, bütün maç kaleyi bulan şut çekememiş maç boyu biri 30m den olmak üzere sadece 3 şut çekilmiş buna karşı Hırvatistan'ın kaleyi bulan 8 şutu varken bu zeka özürlü topluluk ezikliklerinin acısını Volkan'dan çıkarmaya kalktı.

Bir daha o statta hiç bir Fenerbahçe'li futbolcu gitmemeli bu sadece Emre'ye ya da Volkan'a yapılmamıştır.

Bu çocuklar her Fenerbahçeli'nin Onurudur! Ezdirmeyiz!

1 Kasım 2011 Salı

Karakter ve Lider

Her şeyden önce bütün Fenerbahçe taraftarı bu takımlar, hocasıyla gurur duymalı. 25 Yıllık hayatımda hiç görmediğim bir karakter ve isyan var bu takımda.

Kara 3 Temmuz'dan beri uğradıkları haksızlıkları, toplumsal linç'i, itibarsızlaştırılmalarını ve çalınan , görmezden gelenin alın terlerine karşı verdikleri mücadele'nin , isyan'ın göstergesiydi bu maç.

Hakem diye sahaya çıkan düdüklü hakkında bir şey söylemeye gerek yok aslında. 6.Dakikada sahada ki beynimizi çaldı ama sahadaki ve tribündeki "yüreler" savaşmaya ve isyana boyut atlayarak devam ettiler ve hak istediklerini savaşarak kazandılar maçın özeti budur.

Tekmeye Kafa soktular, kramp girene kadar koştular,düştüler kalktılar ve savaşmaya devam ettler işte bu yüzden hiç birini birbirinden ayırmayacağım.Mehmet'in, Caner'in, Baroni'nin,Gökhan'ın,Yobo'nun,Bekir'in,Volkan'ın ve tabi ki Emre'nin koyduğu karakter, yenilerin koyduğu çaba, ve en önemlisi kenarda duran muhtemelen bugüne kadar Fenerbahçe Cumhuriyeti'nin gördüğüen iyi kriz yöneticisi ve lideri Aykut Kocaman.

Gösterdiğiniz bu karakter hiç bir zaman unutulmayacak ve emin olun ki nesilden nesile aktarılacak tıpkı 88-89 sezonu kadrosu nasıl bugün sayılıyorsa siz ve bu savaşınızda unutulmayacak.

27 Ekim 2011 Perşembe

Statü Değişikliği Saçmalığı-TFF'nin Hali

3 Temmuz'dan beri açıkça ortaya çıkan ülkedeki ve özellikle bu süreçte baştan sona deli saçması kararlara imza atan federasyon yöneticilerinin futbol aklı eksikliği artık tavan yaptı.

Digitürk'ün zararının kapanması için başlatılan play-off saçmalığı o kadar aceleyle çıkarıldı ki bi gazete'nin (yanlış hatırlamıyorsam Milliyet) ortaya attığı "Peki normal sezonu 1.bitiren n'olcak?" şeklindeki soruya "unutmuşuz onlarda Şampiyonlar Ligi'ne Ön elemeyle katılsın Özür Dileriz" diye cevap veren federasyondan bahsediyoruz.

Düşünün ki lig başlamış 8.hafta oynanıyor hoooop sene başında "Unutmuşuz!" dediğin konudaki kararını tekrar değiştiriyorsun ve PLay-Off'u 1.bitiren direk, 2.bitiren Ön elemeyle Şampiyonlar Ligine gidecek diyorsun ve bunu tamda kendine yakışan şekilde; Şehit haberlerinin , Van depreminin ve Derbi'nin arasında söyleyerek gündeme bile gelmesini engelliyorsun, kısaca oldu bittiye getiriyorsun.

Bu kadar önemli bir karar sezon ortasında alınmaz,alınamaz! Bu kararı alan kişilerin 33.Haftada tekrar karar değiştirip , Play-Off'a ilk 4 sıra değilde en az sarı kart gören 4 takım gidecek deme hakkınıda kendilerinde görebililer demek ki, ya da en iyi averaja sahip takımı Şampiyon ilan edip ne olursa olsun Trabzon'u Şampiyonlar Ligine gönderebililer.

Evet , bu kadar saçmalayabilirler bence.

Önce "ligler zamanında başlayacak" yalanıyla ligdeki tüm takımların Hazırlık programını alt-üst ettiler şimdi oynanan ligde kural değişikliği yapıyorlar. Fenerbahçe Şampiyonlar Ligine gidecek deyip , tükürdüklerini yalıyorlar,Süper kupa oynanacak demelerinin üstünden 5ay geçti ortada kupa falan yok.

Yaptığınız saçmalıklar komikliğini kaybedeli çok oldu , bu kadar tutarsız bir federasyon mu verecek Fenerbahçe , Beşiktaş, M.İ.Y, Eskişehirspor ve Sivasspor hakkında ki kararı inanmak istemiyorum ama burası Türkiye.

19 Ekim 2011 Çarşamba

Neven Spahija'ya Sorular

Sezon başında oynadığımız ciddi sınavların ikisinide kaybeden Spahija'nın vermesi gereken cevaplar var artık. Geçtiğimiz sezon final serisinden beri aynı hatalar o kadar sık tekrarlanıyor ki bunları görememesi kötüyken görüpte önlem alamaması gibi bir durumu düşünmek dahi istemiyorum.

Galatasaray gibi tek bir hücüm silahı olan takıma karşı 2 sezondur çözüm üretemeyen Spahija , takımı maça hazırlamamasını da açıklaması gerekiyor.

Galatasaray maçında Ukiç'in Caja Laboral maçında ise Sefolosha'nın kaçırdığı serbest atışlar açıklanmalı bu kadar tecrübeli oyuncular bu kadar kritik yerlerde serbest atış kaçırıyorsa maçlara kafada yeteri kadar hazrlanamamışlardır.

Emir'in hali Bogdanoviç'İn durumu ,Kaya'nın ve Oğuz'Un acınası halleri, Curtis Jerrels gibi bir karın ağrısını neden basşımıza bela ettiğini açıklamalı. Bugün soktuğu 2 üçlükle belki bizi tekrar maça soktu ama seçimleri o kadar yanlış şutlardı ki girmesi çok yanlış seçimler olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Ama Spahija'ya sorulması gereken en önemli soru Vidmar'ın nesi var?Neden maçların en kritik anlarında kenarda oturuyor? olmalı.

Elimizdeki belkide en kaliteli uzunumuz olan Vidmar neden benchtede , sahada Oğuz gibi yıllardır gelişim kaydetmesini beklediğimiz tabir-i caizse "Genç Oğuz" oynuyor.

Umalım da bir an önce Spahija kendine ve takıma çeki düzen verebilir de tarihteki en güçlü sezon Türkiye Liginde ve Euroleague'de hayal kırıklığı yaşamayız. 

Çok Değil Biraz Özen

Ev sahibi olduğumuz 2 maçın da saatini aynı gün  20:00'ye koyup insanları seçim yapmak zorunda bırakanlar, dahası seyirciyi bölenler bugünün en büyük kaybedenidir.

Umarım sorumlular bundan sonra biraz daha düşünerek hareket ederler çünkü FIBA'nın ev sahibi takımlara saat hatta gün konusunda yardımcı olduğu bilinen bir gerçek.

18 Ekim 2011 Salı

Cristian Baroni

3 Sene önce geldiğinde Corinthians taraftarı "yüreğimizi söktünüz" demişlerdi. O yüreği açıkçası derbilerde hatta Galatasaray maçları dışında çokta görememiştik bu seneye kadar.

İleriye destek verdiğinde ne kadar etkili olduğunun sinyallerini Standart ve Palermo maçlarında attığı gollerle Hazırlık kampında vermişti bu senenin çok farklı olacağının. Lig başladı Orduspor ve İBB filelerini de boş geçmedi.



Her şeyden önemlisi fizik gücü bu sene üst düzeyde savunmada olması gereken yerlerde , oyunu isabetli paslarla kuruyor ve hücümda önceki senelerde yapmadığı katkıları yapıyor , yazın yaşanan olaylara en çok reaksiyon veren oyuncumuz oldu , bu sene kazanılacak başarılarda başrol oynayacak orası kesin.

Mersin İdman Yurdu:1 Fenerbahçe:2

Mersin'de başkan'ından taraftarına 28 yıl öncesinin motivasyonu vardı maç öncesinde bu gazı, Özer'in (en önemlisi) düşünerek attığı olağanüstü şutuyla golü erken bularak şöyle bir aldık. 4.Dakikada gelen gol sonrası aslında maç fazlasıyla Kayseri deplasmanını anımsattı gene ilk atağında golü bulan Fenerbahçe ve sonrasında dönülen 4-3-3.

Aslında bu 4-3-3'ü Stoch Alex ve Dia olarak neden bugün'e kadar denemedik merak ediyorum eminim ki alex'in yönetiminde ikiside çok etkili olur.


İlk yarı bitmeden yağan inanılmaz yağmur'dan sonra ağırlaşan zeminle beraber MİY bir kaç duran topta etkili oldu , duran toplarda hala bir Lugano çıkaramadık takımın içinden umarım Serdar bu eksikliğide kapatacaktır.

İkinci yarıda ise golü gene erken bulmamız rakibin 10 kişi kalması rahat bir maç izliceğimizin sinyallerini verirken son zamanlarda hiç olmadığım kadar sinirlediğim bir yarı oldu.

Bu kadar laubalilik görmemiştim uzun yıllardır. Sırf Stoch oyuna girdikten sonra 5 tane karşı karşıya pozisyonu (kaldı ki biri artık boş kaleydi) oyunun verdiği rahatlıktan dolayı heba etti ve birinin dönüşünde artık golü yedik. Benim bildiğim Aykut Hoca haftaya keser bunun cezasını, Stoch'da forma bu kadar aslan'ın ağzındayken yaptığı bu saçmalıkların sonucuna katlanır.

Bienvenu ise kesnlikle çok aşama kaydetmesi lazım burda geçirdiği her günden, ne hızlı hücümda doğru koşuları yapabiliyor ne de topu alınca bir güven veriyor sanki ne yapıcağını kendi de bilmiyormuş gibi golü attığında bile bir güvenle vurmuyor topa boş kaleye.

Maç sonu ise Alex'in isyanı belki de en ümitlendiren tepkiydi beni , yapılan laubaliliğin farkındaydı kaptan ve o sinirle söylene söylene gitti soyunma odasına.

MİY ise Nurullah Sağlam'la çok iyi bir takım kurdular, bireysel olarak bakıldığında süper isimler olmasada takım olabilmeyi başardılar ve bu ligi bu sene iyi yerde bitireceklerdir. Böylesine önemli bir deplasmandan alınan 3 puan'â bir musibet bin nasihatten iyidir diyerek aldığımız 12.üstüste deplasman galibiyetine ve  rekorumuzu bir adım öteye götürdüğümüze sevinelim.


16 Ekim 2011 Pazar

Fenerbahçe-GSMP

Öncelikle Maça girişte inanılmaz bir bilet rezaleti yaşandı binlerce kişinin geldiği Ankara Arena'da tek bir gişe'nin çalışmasıyla saatlerce kuyrukta bekledi insanlar , beklemekten sıkılanlarsa polisin gözü önünde satıllan karaborsa biletlere/davetiyelere yöneldi,bunlar organizasynun eksiklikleriydi.

Maça gelirsek ruhumuz yoktu ve kaybettik.

Önceki yıllarda takımın kalbi, omurgası olan Birsel ve Nevriye ikilisi ruh gibi dolaştı bütün maç hücümda gününde olmayabilirsin (ki Nevriye gözü kapalı soktuğu topları kaçırmasıyla tribünlerin en büyük hayal kırıklığı oldu) ama savunmada bu kadar kötü olmanın bir mazereti olamaz.

Matoviç'in çok erken faul problemine girmesi içerdeki sertliğimizi ve etkinliğimizi büyük ölçüde azalttı. Bu durumu öngöremeyen ve hala Nevin'e güvenen, Zane'yi kadroya almayan koç'a laflar hazırladım tabi ki ama o konuya en son değiniceğim.

Bu maçı gerçekten isteyen ve asla vazgeçmeyen tek kişi Angel'dı. Final serisi yüzünden takıma yeni katılmış olabilir ama WNBA'de müthiş bir sezon'u daha da önemlisi olağanüstü bir final serisini geride bırakmış Angel'ı ilk 5'de düşünülmemesiyle fark maçın başında 11 sayıya çıktı ve neredeyse bütün maç o civarda kaldı.

İlk yarıda ki dış isabet yüzdemiz %0'dı. Gözler fazlasıyla ANitta'yı arıyor bu takımda bugün Penny değilde Anitta olsaydı bu maçın sonucu çok daha farklı olurdu orası kesin.

Maçdan biraz sıyrılıpta Penny konusuna gelirsek; Geçen sene onu ilgilendiren ortada hiç bir durum yokken sezon ortasında takımını yüzüstü bırakıp giden , gitmeden önceki 2-3 maçta  5 karış suratla oynayan Penny Taylor'ın bu sene bu takıma tekrar alınması tam anlamıyla rezalettir. Yetenekleri ne olursa olsun o bu takımı geçen sene yüzüstü bıraktı ve gitti tekrar getirilmesi yanlıştır nokta.

Daha önemlisi özel hayatında ne yaşıyorsa kendini ilgilendirir ama ben bugün o sahada Taurasi karşısında ki halini gördükçe geçen sene bize gösterdiği sporcu ruhunun eksikliğini bir kez daha gösterdi sağolsun.


Taurasi demişken Anakin Skywalker'dan Darth Vader'a dönüşünü bugün itibariyle tamamlamış ve gücün karanlık tarafı onu tamamen eline geçirmiş. Geçen sene ki komploları kuranlarla bir olamyı seçtiği yetmiyormuş gibi ona her zaman destek veren taraftara bugün hareket çekicek kadar karaktersizmiş , hak ettiğini bulmuş.

2.Yarıya soyunma odasında ve tribündeki tarafatrın yarattığı güzel ortamla başladık farkı 4 sayıya indirdiğimiz anda saçma salak bir pozisyonda Angel'a çalınan 4. faul maçın tüm ritmini değiştirdi belki de maç orada bitti.

Galatasaray taraftarına gelecek olursak maçın bitimine 4 dakika kala durdur yere Fenerbahçe Bench'İne salladıkları su şişeysiyle ortamı bir anda gerdiler o maç boyunca oturan tayfayı bile çileden çıkardılar.

Maç sonucu kesinleştikten sonra yanlışa yanlışla karşılık verildi sis bombaları-meşaleler ve Diana'da patlayan su şişeleri.

Sıra geldi günün kaybedenlerinin başında gelen George Dikeoulakos'a. Geçen seneki o her topa atlayan kalpten oynayan oyuncuları bu maça hazırlayamayan , hücümda İvana'nın içerde oynadığı 1'e 1 lere ve Angel'in şakpadan çıkartacağı tavşanlara bakan bir takıma dönüştürmüş Kraliçeleri umarız bu erken uyarı işe yarar ve Penny gibi Nevin gibi isimlerle bu işin gitmeyeceğini anlar.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Bir Transferin Öyküsü: Emmanuel Emenike

Aslında her şey Ankaragücü- Karabükspor maçından önce başladı. O zamana kadar bir çoklarınca yerlere göklere sığdıralamayan, hatta milli takımda oynaması için baskı yapılan bir forvetti Emenike. Peki o zamandan bu zamana ne değişti hafızamın bana yardımcı olduğu kadarını yazıyım.

Kulislerde Emenike'nin adı Fenerbahçe'yle anılmaya başladı, Aykut Hoca onu ne kadar beğendiğini söylediği açıklamalarına Emenike'den gelen olumlu yorumlar eklenince sezon sonu için tabir-i caizse söz kesildi.

Peki Ankaragücü maçından önce ne olmuştu?

Pazartesi günü oynanan bu maçtan önce Emenike'nin 3 sarı kartı vardı ve bu maçta sarı kart görmesi durumunda Fenerbahçe maçında cezalı duruma düşecekti.Serhat Ulueren yanına Ahmet'i, Erman'ı, Ziya'yı ve Gökmen'i de alarak programında saatlerce bu konuyu işledi hatta Karabükspor başkanı Ankarada kampta , maçtan 16-17 saat önce yapılan bu programa bağlanmak zorunda bırakıldı.

Maçta ilk yarının sonlarında sakatlanarak oyundan çıkan Emenike sarı kart görmedi ama sakatlığı yüzünden bir sonraki hafta oynanan Fenerbahçe maçında da oynayamadı .

Bu sefer ordan vurmaya başladılar hafta içinde Karabük yerel gazetelerinde Trabzonspor'dan teşvik primi aldığı ve bunu takıma dağıtmakla görevlendirildiği söylenen Bülent Ataman, Fenerbahçe gol attığında sahaya ayakkabı fırlatan Bülent Ataman maçtan sonra gene aynı programda Emenike'nin maç sattığını söyleyerek kinini kustu, ve takım arkadaşını haftalarca kurtlara yem yaptı.

Maç satan oyuncunun oynamayarak mı yoksa oynayarak mı daha etkili olacağını düşünen ama işine gelmediği için konuşmayan/yazmayan medya başta Telegol olmak üzere haftalarca bu konuyu işledi.

Saldırılar bitmedi.

Aynı Emenike son hafta Trabzon'a karşı medya baskısı nedeniyle oynatılamadı. Öyle ya madem 2 hafta önce sakattın şimdi de oynama dendi.

Öyle ya da böyle lig bitti transfer açıklandı ;3 seneye bölünmek şartıyla 7 Milyon Euro ve başka bir takıma satılması halinde 2 milyon Euro daha verilecekti Karabükspor'a.

Bu saatten sonra bütün medya birden muhasebeci kesildi ve çok değil 6 ay önce Türk yapıp milli takımda oynatmak istredikleri , yerlere göklere sığdıramadıkları adama verilen parayı diline doladı.

Yapılan psikolojik saldırılar bitmek tükenmek bilmedi.

HaberTürk çıktı ve "Çok sağlam kaynaklara göre Emenike 24 değil aslında 30 yaşında " dedi, haber yalanlanınca haddini aşarak "diş testi "istedi :)
 
Geldik şike sorgulamasına ; İlk gözaltına alınanlardan oldu Emenike.

Mehmet Baransu, Ekrem Açıkel gibi F-Tipi muhabirler kanal kanal dolaşarak Emenike'yi mahkum ettiler."Para sayarken görüntüleri var" dendi çok sağlam kanıtlar var maç sattığına dair dendi , belkide Aziz Başkan'dan sonra ki en büyük itibarsızlaştırma kampanyası da yine yeni yeniden kendisine yapıldı bu gözü dönmüş medya tarafından.

4 Gün sonra ortada hiç bir kasetin ya da delil olmaması yüzünden serbest bırakıldı ve Fenerbahçe'nin kampına katıldı ama kendi söylemine göre "artık burada Futbol oynayamayacağımı anladım " dedi ve tek bir maça dahi çıkmadan peşin 10 M Euro Karşılığında Rusya'nın yolunu tuttu.



Emmanuel Emenike gibi ilerleyen senelerde adından çok daha bahsetirecek olan  ve kişisel olarak bu sene izlemeyi dört gözle beklediğim bir forveti artık Spartak Moskova'da izlemek zorundayız

Emenike belki tek bir maça dahi çıkmadı çubuklu formasıyla ama gerek kendisine yapılan linç girişimlerinden ötürü gerekse Nijerya-Arjantin maçında koluna taktığı Fenerbahçe bilekliğiyle bu taraftarın sevgisini kazandı.

Yolu Açık olsun Kara İnci'nin.


21 Temmuz 2011 Perşembe

Bu Taraftarı Siz Delirttiniz !



Geçen hafta düzenlenen ve sonu polisin "Gerekirse mermi kullanabilirsiniz" anonsuyla ve kontrolsüz uyguladığı gaz bombası yüzünden biten yürüyüş ip uçlarını vermişti aslında bugün olabileceklerin.

Şu iyi bilinsin ki Fenerbahçe Taraftarı yazdığınız ve oynadığınız oyunlara inanmıyor!

Fenerbahçe Taraftarı yandaş savcılarınıza inanmıyor!

Her gün yeni bir itirafcı çıkaran ama hepsi habere konu olan kişiler tarafından yalanlanan basın mensuplarına inanmıyor!

Fenerbahçe Taraftarı Başkanının resimlerini basına sızdıran emniyete inanmıyor!

Fenerbahçe Taraftarı artık hükümet dahil hiç bir kuruma inanmıyor!

Fenerbahçe Taraftarı bu kaybolmuş inançlarının ilk sonucunu bu akşam gösterdi.

 İlk günden beri uyguladığınız itibarsızlaştırma çabalarınız, ortaya somut hiç bir şey sunamamanız ,buna karşın Mehmet Baransu'nun , Taraf'ın ve diğer yandaş TV ve gazetelerin uyguladığı linç girişimlerinizin ilk tepkisini Büyük Fenerbahçe Yürüyüşünde ikincisi, ve açıkçası çok daha tehlikelisinin fragmanını bugün Shaktar maçında gördünüz.

Şu çok aşikar ki Fenerbahçe Taraftarı kendisine uygulanan tüm bu oyunların üstüne dengesini de kontrolünü de kaybetti.




Bugün gösterdi ki ; Tribün açısından yıllardır Türkiye'nin en rahat deplasmanlarından biri olan Kadıköy'de , geçen senenin 2.yarısı boyunca ceza sınırında geçirdiği için tek maç bile küfür edilmeyen Kadıköy'de bundan sonra Anarşi hakim olacak.

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Zorunuza Mı Gitti?

Yağmur yağdığında bile olayı Ergenekon'a bağlayacak kadar gözleri dönmüş insanların  yönettiği bu gazete 20 Şubat 2008'de oynanan Fenerbahçe-Sevilla Şampiyonlar Ligi 2.tur İlk Maçın'da açılan aşşağdaki pankarttan sonra "Ergenekon Fenerbahçe'de" başlığını atmıştı.

Her 19 Temmuz'da yani "Dünya Fenerbahçeliler Gününde" Ankara'da gerçekleştirilen Anıtkabir ziyaretini de bu şekilde yorumlamış bu paçavra.

Açıkça Anıtkabir Ziyareti, açılan Mustafa Kemal pankartları bazılarını çok rahatsız ediyor ama asıl rahatsızlığı yarın ki Shaktar Maçında yaşayacaklar.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Aziz Başkan'ın Haykırışları

Yaşanan onca rezillikten sonra savcılık ifadesi alınıp mahkemeye sevkedilmeden önce Beşiktaş Adliyesinin koridorlarında "Ya beni aklayın ya da asın !" diye inleterek fenalaşmış ve hastaneye kaldırılmıştır.

Şimdi bize düşen yönetimin yarın 13:00'de yapılıcağını öğrendiğim açıklamayı beklemek ve pazar günü Cadde'de bi "tura" çıkmaktır.

8 Temmuz 2011 Cuma

Münferit Fenerbahçe Organizasyonu

Gelen son haberlere göre günün golü gene emniyetten geldi.
 
11 tane taraftar grubunu arayıp pazar günü yapılacak olan Büyük Fenerbahçe Taraftar Yürüyüşünü iptal ettirmek için "telkinde" bulunmuş ve o yürüyüşe katılırsanız sizin için iyi olmaz denmiş.

Önce Hürriyette bir haber çıkıyor "Fenerbahçe Yönetimi Organizasyondan rahatsız,istemiyor" diye , daha sonra kulübün resmi sitesi bu haberi yalanlıyor ve organizasyonda bir değişiklik olmadığı belirtiliyor.

Daha sonra (artık ne olduysa! ) organzasyonu düzenleyen gruplardan teker teker organizasyonun iptal olduğu açıklaması geliyor herkes orada olacak ama böyle bir ortamda hiç bir grup organizasyonu üstlenme cesareti gösteremiyor ne yazık ki.

Birileri toplanmamızdan bile rahatsız , çünkü o gün Fenerbahçe taraftarı sesini çıkaracak ve bu da "birilerini" çok rahatsız edecek belli ki.

Pazar günü alınacak önlemleri hep beraber göreceğiz ama her şeye ve herkese rağmen saat 18:00'de Cadde'de!

Hasan Gerçeker-Tek Umut

Geçen ay yaş haddinden dolayı emekli olan Yargıtay eski başkanı şimdinin TFF Tahkim Kurulu Başkanı.

Başkanlığı sürecinde Laik Türkiye Cumhuriyetini sonuna kadar savunmuş AkP'ye , yandaş medyasına yol vermemiş ender kişilerden ayrıca Fenerbahçe Kongre üyesi.

Federasyon 3-4 güne daha dava sonuçlanmadan kararını açıklayacak  ve Tahkim Kurulu Fenerbahçe olarak hakkımızı arayacağımız ve verceği karar federasyon için yani olayın futbol yönünden bağlıyıcılığı bulunan nihai kararın veileceği yer.

Bu çürümüş ortamda Fenerbahçe'nin en büyük şansıdır şu anda Hasan Gerçeker.

Takım Olmak

Bütün sezon 17'ye karşı oynadık KAZANDIK!

Şimdi ki savaşımız daha büyük Beşiktaş'ı, Trabzon'u, Galatasaray'ı, Bursa'sı ,Tüpçüsü,yardakçısı,"İmamı  ve ordusu",medyası,Federasyonu.

İşte hepsi yenecek olan bu birliktelik olacak.

"Bizi Öldürmeyen Şey Güçlendirecek!"

7 Temmuz 2011 Perşembe

Rezillikler Son Sürat

Dün ilk kez emniyet olaylara karışanlarla ilgili kendi montajladığı video görüntülerini yayınladı.

Görüntülerde Aziz Yıldırım'ın evi,evinden alınışı ve hooop Olgun Peker'in evinden çıkan ruhsatsız silahlar ve tekrar Aziz Başkan'ın evinin dışına asılmış Fenerbahçe bayrağı.

Sanki o silahlar Aziz Başkan'ın evinden çıkmış gibi montajlanıyor ve basına servis ediliyor.

Peki amaç?

Aziz Başkan'ı daha da küçültmek toplum önünde.

Olayın ilk gününden itibaren tüm basın para alma verme görüntülerinden bahsedip durdu. Başta Emenike olmak üzere çok ciddi video görüntüleri olduğu söylendi amaç boş atıp dolu tutmaktı.

o video görüntüleri olduğu söylenen Emenike bugün serbest , kampa katıldı bile.

Aziz Yıldırım hakkında da ilk günden beri video görüntüleri olduğu söylenip duruluyor bugün gelen bilgiler ise
ortada kaset falan olmadığı.

Gel gelelim Habertürk'e servis edilen Aziz Başkan'ın eşgal tespit fotoğrafına

Baştan söylemeliyim ki bunun adı şerefsizlik,vicdansızlıktır.Kişiyi toplumun önünde rencide edip, toplum nezdinde suçlu göstermek için yapılan psikolojik bir saldırıdır. Böyle bir saldırı içinde kullanılacak gazetelerde ya HaberTürk olacaktı ya Taraf.


Yaşanan bütün bu rezillikler hiç şaşırtmıyor  hatta gösteriyor ki birileri Fenerbahçe'Yi fena halde kafaya takmış ve ele geçirme planını ortaya koymuştur.

ama şunu unutmasınlar ki sizin o 30 yıllık planınız bizim 104 yıllık aşkımızın önünde duramaz.

Fenerbahçe bu ülkenin en büyük sivil toplum örgütüdür bilmeyenlerde bunu öğrenecektir er ya da geç.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Bi de Aklıma Gelmişken...

Buca maçı, Ankaragücü maçı, Karabük maçı ortada şike iddiaları dolaşıp duruyor da neden Ankaragücü,Buca ya da Karabükspordan birilerinin bilgisine başvurulmuyor ,gözaltına alınmıyor.

diyorum ya düşündükçe iş komikleşiyor ben sadece ülkem için üzülüyorken bir de Fenerbahçemi benden almaya çalışıyorlar işte bu da sinir bozuyor.

İlk Taşı Günahsız Olan Atsın

Tüm medya,rakip takım taraftarları mal bulmul mağribi gibi ortada dolaşmakta. Sadece gülüp geçiyorum akılları sıra dalga geçerken Fenerbahçelilerle

onlar ki Ankaragücü-Galatasaray(malum 8-0'lık maç)'ını yaşamışlar, onlar ki 2004'de Bursaspor'u Sedat Peker'in yardımıyla elele küme düşürenler ki kayıtlı ilk şike dosyasıdır Türkiye'de ama hiç bir ceza verilmemiştir çünkü Türkiye'de ki özerk Haluk Ulusoy Federasyonu olayın tüm belgelerini görmezden gelmeyi seçmiştir.

onlar ki 2006'da Fenerbahçe'nin son hafta kaybettiğ şampiyonluk maçı öncesi ortada terör estirenler maçı 2 dakikada bir yarıda kestirenler ve görev tamamlanıp şampiyonluğu çaldıktan sonra ortadan kaybolanlar.

daha uzar gider de yazdıkça sinir stres katlıyor kendini

Star Wars sevenler bilir Palpatine'in planlarını nasıl da yavaş yavaş işlediğini

Fatih Terim Galatasaray'ın başına geçmiş, Hakan Şükür Spor Bakanı olma yolunda gidiyor, Galatasaray Lobisi klüpte "Lise Devrimi" yapmış , Mehmet Ağar seçim öncesi AKP sempatizanı olmuş çıkmış,Beşiktaş ve Galatasaray başkanları en güçlü Aziz Yıldırım muhalifi Fenerbahçeliyi Mehmet Ali Aydınları (yani oyunun sonundaki küme düşme ,şampiyonluğun alınması kararını verecek kişiyi) Federasyon başkanı olması için önayak olmuş ama en önemlisi Yıldırım Demirören Vatan ve Milliyet'i gibi 2 tirajı yüksek gazeteyi alarak medya patronu olmuş.

Gücün karanlık tarafı tıkır tıkır planı koydular işletiyorlar. Güç sizinle olsun Fenerbahçeliler


5 Temmuz 2011 Salı

Kara Pazar Üstüne

Öncelikle şunu belirtiyim ki Fenerbahçe'm ucundan kıyısından bulaştıysa bu pisliğe en ağır cezayı çekmesinden yanayım ama gel gör ki biraz düşünmeye başlayınca bugüne kadar siyasetten bir gr çakmayan , afyondan kafası buharlaşmışı bile görmeye başlıyor yapılan orta oyununu.

işte yaşanan garipliklikler

1: Aziz Başkan ve RTE arasının açıldığı kulislerde konuşulmaya başlanmıştı bundan 10 gün önce
tesadüfe bakın ki 1 hafta sonra Aziz Başkan evinden pazar sabahı saat 7'de gözaltına alınıyor.

2: Aziz Başkan Fenerbahçe Dergisinin Temmuz sayısında "Yıkılmayan son kale Fenerbahçe" yazısını dile getiriyor.

3: Olay ergenekon savcısı okyanus ötesinin bir numaralı savcısı Zekeriya ÖZ tarafından başlatılıyor.

4: AKP Gaziantep Milletvekili yaptığı açıklamada olayı ergenekon'a bağlarken Aziz Başkan'ı kastederek "içlerinde ergenekona finansman sağlayanlar" var açıklaması yapıyor

5: Fenerbahçe hisseleri zarar görmesin diye yayın yasağı istiyor ama Deniz Feneri'ne verilen yasak Fenerbahçe'ye verilmiyor. 1 günde 70000 civarından 50000'lere iniyor Fenerbahçe hisseleri ve birileri tarafından toplanıyor.

6: Hamdi Akın Kara Pazarın yaşandığı gün Zaman Gazetesine "Aziz Yıldırım Bırakmalı" temalı röpörtajı veriyor.

7: Aziz Başkan'ın avukatı daha davaya hakim değiliz , neden sorgulandığımızı dahi söylemiyorlar derken başta taraf ve zaman gazetelerinde her gün davayla ilgili fotoğraf ve soruları yayınlıyorlar.

8: Aziz Başkan'ın dışarıdan tek isteğinin "SİYASİ KİTAP" olması Fenerbahçelilere verilmiş çok önemli bir mesajdır.

9:Olay şike diyerek medyaya yansıtılırken olaya özel yetkili savcının bakması , Beşiktaş Adliyesinde bakılması hukuğa sadece eski dostlar vesilesiyle bulaşmış ben bile yemiyorum.
Eğer Beşiktaş adliyesi görevsizlik kararı vermeyecekse olayın şikeden çok kalan son kaleyi ele geçirmeyi amaçladığını açıkça gözler önüne seriyor.

Gel gelelim olayın sportif bölümüne

1-Fenerbahçe'nin Sivasspor'a teşvik verdiği söyleniyor. Korcan'ın bilerek gol yediği söyleniyor.
O Korcan ki ilk yarıda Niang'ın, Stoch'un ve Alex'in karşı karşıya toplarını çıkaran Korcan. Evet Selcuğun attığı golde hatalı ama şike yapacak bir kaleci o golü mü yoksa yese kimsenin "gık" demeyeceği karşı karşıya pozisyonları mı yer?

Dün maçı tekrar izledim maç 4-3 olduğunda Sivasspor rakip sahada topa 5 kişiyle baskı yapıyor,ofsayttan doğan son topa 90+3'de şike yaptığı söylenen Korcan arkadaşlarını kale önüne toplayarak doldur boşalt yapıyor tabii bunlar hep şikeden :) neyse.

2: Fenerbahçe -Eskişehir maçı

Bu maçla ilgili suçlanan 2 kişi var : Sezer Öztürk ve Bülent Uygun

Sezer kötü oynamakla Bülent maçı direk satmakla suçlanıyor. İşin ilginci Bülent Uygun 2.yarı başlarken 46.dakikada Sezer'i oyundan alıyor.

Madem Bülent maçı sattı kötü oynayan Sezer'i neden çıkarıyor komik demi?

3:Emenike Meselesi

Koca 2.yarıda 17 maçın yalnızca dörtünde oynamış bir adamı neden Fenerbahçe'ye karşı oynamadı diye şikeci oldu.

Gerçekten anlamıyorum ama madem Emenike satın alındı maçtan önce neden oynaması istenmesin . Oynasın ofsaytta düşsün rakibin ataklarını kessin, pas hatası yapsın, gol kaçırsın kısaca Fenerbahçe'Yi 12 Karabükspor'u 10 kişi oynatmak varken neden oynamaması istensin ki. Anlayamıyorum.

Anlayamadığım daha o kadar çok şey var ki yazdıkça yazasım geliyor.

1-17 oynadığımız şu ligde şikeci de biz olduk.Hafızam o kadar iyidir ki bu kadar çok şeyi hatırlamak böyle durumlarda insanı sinir hastası yapabilir.

1-Kayserile maç yaparız kaleci hatasından gol atarız kıyamet kopar ama kaderin cilvesidir ki aynı golü Kayseriye 2 hafta sonra Trabzon atar , yaprak kıpırdamaz

2-Karabükle maç yaparız karabük basınında Trabzonlu yedek kaleci Bülent Atamın'ın tüm takıma prim dağıttığı haberleri yapılır. Maç çok zorlu geçer Lugano'nun golüyle zorlu bir 3 puan alırız. Maçın son dakikasındaki kornerde Karabük kalecisi Tomic Fenerbahçe ceza sahasına girerek gol arar.Maçtan sonra Bülent Ataman kuduz köpek misali etrafa saldırır , takım arkadaşlarını maç satmakla suçlar sonra NTVSPOR'da kendisine dava açılacağını öğrendiğinde geri vites yapar, yanlış anlaşıldım der.Aynı Karabük ligin son haftasında Trabzon'a karşı hiç direnç gösteremez goller peşpeşe gelir.

İşin daha da ilginç yanı Karabük bir hafta önce oynadığı Ankaragücü maçına as oyuncularını dinlendirmiştir tıpkı Fenerbahçe maçından önce Sivasspor maçında as oyuncularını dinledirip yedeklerle çıkan Ankaragücü gibi, tıpkı Sivasspor gibi.

3- Fenerbahçe Gaziantepspor maçı 90+de Andre Santos'un golüyle 1-0 yendiğimiz antep , bütün maç Çanakkale savunması yapıp 1 puan için nerdeyse 2 kaleciyle oynayan antep son dakikada golü yedikten sonra tribünlere saldırıcak kadar konsantreydi maça aynı antep sadece 2 hafta sonra 10 dakikada 3 gol yedi trabzondan :)

Uzun lafın kısası başbakınıyla,medyasıyla, güleniyle,rakibiyle her maç Saracoğlunu dolduran onbinlerin, Feneriumdan çıkmayan taraftarın,Alex'in, Volkan'ın Gökhan'ın emeklerine yazık ediyorlar.

son söz

Sizi Sahipsiz Sananın Boynuna Tasma Takarız!

20 Haziran 2011 Pazartesi

Wimbledon Başlarken

Bu kadar asortikliğini sevmesem de en prestijli Grand Slam olduğunu kabullenmek lazım. Gene beyazlar giyilecek ve 2 saat sonra başlayacak beni 13 gün ekrana kitlicek turnuva

Favorilerim pek haz etmesem de gönlüm Nadal'la olsa da bu turnuva da Fedex'in dönüşünü kadınlardaysa 1 numara olmasına ramen hiç Grand Slam kazanamayarak liderliği sürekli tartışma konusu olan Caroline Wozniacki'nin kazanmasını bekliyorum.

İnsan Sevdiğine Kırılır



4 Yıl oldu Tuncay bizi bırakıp gideli. 2002'de geldiğinden gittiği ana kadar başkanından,taraftarına üzerine en çok düştüğümüz,kendi gözümüzden sakındığımız,cesur yüreğimiz , bayrak adamımızdı, geminin kaptanıydı Tuncay.

Sözleşmesi bitip de klübe hiç bir şey kazandırmadan ben İngiltere'ye gitmek istiyorum dedğinde kimse anlam verememişti haraketlerine sonuçta gittiği takım Arsenal ya da Liverpool değil Middlesbrough'ydu.

Hedefleri vardı ordan daha büyük bir klübe gidecekti , olmadı. Almanya'yı denedi o da olmadı. Şimdi kürkçü dükkanına geri dönmek istiyor muhtemelen yarın açıklanacak. Peki Tuncay benim için 4 sene önceki Tuncay olabilecek mi? Asla!

Eminim gene terinin son damlasına kadar çubuklu için savaşacak, hem eski günlerine dönmek için hemde taraftara kendini affettirmek için belki her zamankinden fazla savaşacak ama eski sevgili misali taraftarın içindeki kırgınlık asla bitmicek.

Lüfer, hamsi, kalkan... kader anı 21 Haziran!

Lüfer, hamsi, kalkan... kader anı 21 Haziran!: "“Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."

18 Haziran 2011 Cumartesi

Sevgi Eylem Gerektirir







Eskilerden


Kim unutabilir ki 100.Yılımızda kurulan o efsane kadroyu.Damir, Solomon, İbo;mirsad,Ömer,Kambala,Basden,Rasim,Semih ve tabii ki Aydın ÖRS.

İşte o günleri özleyenlere 4-0 süpürdüğümüz Efes Finalinden 3'lük bombardımanı

http://www.youtube.com/watch?v=JweBoCayHAw

Yenilmez Armada?


Bir çok Galatasaraylıyla anlaşamam bunun nedeni hayata bakış olur, spora bakış olur aslında beni Fenerbahçe'Li onu Galatasaraylı yapan özelliklerimizdir bunlar ama bu neyin kafası , nasıl bu kadar yukarı çıkıyorsunuz merak ediyorum.

Bunu alan,giyen Galatasaraylılar hiç mi sormazlar kendilerine bu t-shirt'ü çıkaranlar bizimle dalga mı geçiyorlar diye?

Son 2 yıl boyunca ana branşların 10 kupasında 9'unu en büyük rakibinin aldığı bir dönemde "Yenilmez Armada" t-shirt'ü çıkarıyorsun ve taraftar bunu sorgulamıyor bile.

Futbol'da en son 2008'de , kadın baskette 2000'de, erkek baskette 1990'da, erkek voleybolda 1989'da, kadın voleybolda ise hiç şampiyonluk başarı yakalayamamış bir klüp bu t-shirt'ü sanırsam su topu için hazırlattı.

Isner-Mahut Reloaded


http://zetspor.blogspot.com/2010/06/john-isner-vs-nicolas-mahut-part-ii.html



Geçen yıl ki efsanevi maçın ardından kaderin cilvesi bu ikili gene wimbledon'da karşılaşıyor. Bu sefer bir setin 138 oyun olmayacağını bilsem de bir Djokovic-Nadal maçı kadar heycanlı bekliyorum.

16 Haziran 2011 Perşembe

Görmemişin Oğlu

Lebron Sorunsalı


Şu anda basketbolseverlerin en büyük sorunsalı LeBron James. Geçen sene Boston serisindeki yaşananlardan sonra üzerine yapışan "looser" etiketi 2011 finalleriye perçinlendi.

Evet Lebron Clevelanddan ayrılırken tv programında açıklayarak halkı küçük düşürdü , yanlış yaptı ama Cleveland gibi tarihin en kötü yönetilen franchise'ı oynadığı 6 yıl boyunca tarihinin en büyük başarılarını yaşatmış LeBron unutuldu Boston serisindeki Lebron kaldı akıllarda.

Final serisinde ki performansı tam bir hayal kırıklığıydı ama final serisine kadar sadece playofflarda değil tüm sezon boyunca bence MVP performansı sergiledi. Kaldı ki böylesine yüksek egolu bir oyuncunun , tüm Dünya'Nın gözünün üzerinde olan bir star'In Wade'in takımına gelip 2.adam olmayı kabullenmesi bile başlı başına övüyü hak eden bir fedakarlıktır.

Şu anda en büyük love/hate ilişkisine sahip adam NBA'de her haliyle. Lebron kendi takımında olsa formasını almak için geceden kuyruğa gircek adamlar , şampiyonluğun kaybedilmesiyle LeBron'u itin götüne defalarca sokup çıkarmaya başladı.

http://www.youtube.com/watch?v=9NHRD10DmCc&feature=player_embedded#at=66

Geçmişe Saygı



Çoğumuzun küçüklükten gelen sevdasıdır futbol. Sarı formasıyla Dortmund'u, kırmızı beyaz Ajax'ı , Maşallahlı river'ı ve daha nicelerini kimse unutamaz.

Heralde Endüstriyel Futbol'un geldiği son nokta yıllardır Beşiktaş kadar kötü yönetilen Liverpool'un yaptığı saçmalıktır.

Dünya'da klübüne bu kadar sahip çıkan 3-5 taraftardan birine sahipken hala daha 2 forma fazla satıcam diye mavi forma çıkartmak ne ola ki?

Tamam alternatif renkler her takım için önemli konumda. Bir taraftara her sene aynı formanın makyajlısını satmak zor, alternatifler üretilmeli ama bu alternatifler senin en büyük rakibin Everton'ın mı renklerini taşımalı gerçekten?

Evet insanların çoğunun geçmişe , yaşananlara saygısı yok bir çok konuda nankörler ama hala ben ve benim gibi birçok futbol romantiği de var.Liverpool kırmızıdır yeri gelir gri yeri gelir sarı olabilir ama asla mavi olmamalı. Sonunda kaç milyon dolar girse de klübün kasasına olmamalı.

15 Haziran 2011 Çarşamba

Heat'in Rüyası Vol.2

http://zetspor.blogspot.com/2010/08/heatin-lruyas-gercek-oldu.html

Sene başında Miami için rüyanın gerçek olduğunu yazıp bütün bir senenin nasıl geçiceğini izlemiştik.Daha sonra ayrıntılı değiniriz ama Celtics'de olduğu gibi ilk yılın değil önemli olanın takımın oturduğu dahası yeni takviyelerin yani yanparçaların daha kolay monte edilebileceği 2.yıl olduğu açıktı bu yıl kazanılan Doğu şampiyonluğu bir çok Heat taraftarını memnun etmelidir.

Gökay varken Sezer'i almak

Aykut Hoca bize yııllardır unuttuğumuz altyapımızı yeniden hatırlattı adeta. Önce Manisa maçında Okan Alkan'I çıkardı karşımıza sonra Mert Günok ve Gökay İravul'u.

Bu sene bir çok maçın kadrosuna girdi ve 3'ü Ziraat Türkiye Kupası olmak üzere 13 maçta forma giydi.

İşin mali boyutunu geçiyorum,bu sene lig ,şampiyonlar ligi ve kupa için geniş bir kadro kurulmak isteniyor ama bir çok Fenerbahçe taraftarı için Sezer sadece Gökay'ın dakikalarını çalıcak bir transfer olarak gözüküyor ve şu bir gerçek ki Sezer altyapımızdan çıkan Gökay kadar heycanlandırmıyor taraftarı.

Spor Toto Süper Lig 2010/11


Bu sene ligi Fenerbahçe ve Trabzonspor'un domine etmesi gibi tabii ki bu listeyide onlara ağırlık verdim. İşte benim için bu senenin 11'İ.

Volkan Demirel : Yıllardır bu alanda tek gidiyordu ama gelişimini hiç kesmedi her sene üstüne koyarak Dünya çapında kaleci denince akla gelen 3-5 isimden biri haline geldi.

Gökhan Gönül: Türk Futbolun'un şu anda en değerli elemanı fazla söze gerek yok onun için 2.yarının başında oynanan Antalyaspor deplasmanında attığı golle adeta şampiyonluğu getirdi.

Diego Lugano: Evet muhtemelen Türkiye'nin en sevilmeyen ama en iyi defansı. Defansta yaptığı müthiş katkının yanı sıra Arda Turan'In 2 Quaresma'nın 3 gol attığı ligde attığı 7 golle aynı zamanda müthiş bir hücüm gücü olduğunu kanıtladı

Egemen Korkmaz:Şenol Güneş'in elinde parlayan isimlerden biride şüphesiz Egemen.Yeri geldiğinde sol stoper yeri geldiğinde sol bek olarak verilen görevi her zaman en iyişekilde yaptı, attığı kritik gollerle takımının yarışta olmasını sağlayanlardandı.

Andre Santos:
En çok düşündüğüm isim oldu yazarken. İlk yarıdaki beni bile çileden çıkaran Andre Santos tabii ki bu listeye giremezdi ama Aykut Hoca'yla sorununu hallettikten sonra 2.yarıda ortaya koyduğu performans onu belki de Barcelona'ya taşıyacak. Kafası futbolda olduğu zaman sol bek sıkıntısı çeken DÜnya futbolu için büyük bir kazanç olucağı şüphesiz.

Selçuk İnan: Trabzonun beyni , atakalarının başlangıç noktası . Orta sahadan bu kadar güzel , rahat oyun kuran bir futbolcu yoktu ligimizde Sadri Şener Zokora 2 tane selçuk eder diyor ama neler kaybettikleri lig başlayınca daha iyi anlayacaklar.

Emre Belözoğlu: Bu seneki şampiyonluğun mimarlarından . Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle şampiyon takımın orta sahasını çoğu zaman tek başına yüklendi.

Burak Yılmaz: Sezonun en büyük süprizi.Biri bana "Burak bu sene 19 gol atacak" dese Futbol bilgisini sorgulardım ama o Burak bu sene bana futbol bilgimi sorgulatcak kadar oynadı.

Olcan Adın: Fenerbahçe'Ye geldiinde hepimizin çok şeyler beklediği bir genç yetenekti ama bir türlü kendini bulamadı belki de en büyük şanssızlığıydı Aykut Kocaman yerine Daum ile çalışmasıydı. Gazientepde kendini buldu ve çok iyi bir sezon geçirdi.

Alex De Souza: Sene başında Aykut Hocayla yıldızı barışmadı evet o sistemde ona yer yoktu ama Alex de Souza varken sistem ona uydurulmalıydı ve öylede oldu. Fenerbahçe'Ye geldiğinden beri en verimli senesini geçirdi profesör 28 gol 13 asist.

Emmanuel Emenike: Geçen sene Bank Asya'da gösterdiği performansı süper ligde gösterip gösteremeyeceği merak konusuydu ama o beklenenlerinde üzerine çıkarttı futbolunu. Niang mı Emenike mi ikileminde kalsam da Nijeryalı beklenti/performans açısından ligin lideriydi belki de.

Federasyon Seçimleri Yaklaşırken

O bunu destekliyor diğeri şunu derken bir Allah'In kulu da çıkıp demiyor ki benim planım projelerim bunlar,hedeflerim bunlar ,bu yüzden federasyon başkanı ben olmalıyım. Bi futbolsever olarak ben bunları duymak istiyorum oy pazarlıklarınızı gizli yapın ama halka da projerlerinizi açıklayın bi zahmet.

2 Uçlu Değnek

Malum Mahmut Özgener'in yeniden aday olmayacağını açıkladığı federasyon seçimleri yaklaşıyor ve ilginç olaylar birbirini kovalıyor.

Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve Gaziantep'in adayı;Bir gün en büyük hayalinin Fenerbahçe başkanlığı olduğunu gizlemeyen , Fenerbahçe'nin kadın voleybol takımını 2 yılda başarıdan başarıya sürüklemiş Mehmet Ali Aydınlar.

Fenerbahçe'nin adayı ise Galatasaray kongre üyesi Göksel Gümüşdağ.

İşin en can sıkıcı kısmı şimdiden gelecek sene senaryolarını tahmin etmek zor değil.Fenerbahçe'nin her türlü başarısı şimdiden lekelenicek

Mehmet Ali Aydınlar seçilirse;


"zaten Fenerbahçeliydi"




Göksel Gümüşdağ seçilirse;

"Aziz Yıldırım'ın uşağı" olacak. Şimdiden tüm Fenerbahçelilere önümüzdeki sene için sabır.